Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik bu sözden mi esinlendi bilinmez, okulları kapatmaya devlet konservatuarlarından başladı bile…
30 Temmuz’da YÖK aracılığı ile yolladığı bir yazı ile üniversitelerin bünyesindeki devlet konservatuarlarına bağlı ilköğretim ve liselerin öğretim birliğini bozdukları gerekçesi ile kapatılmasını istedi. “Konservatuarların ilköğretim ve lise bölümlerine yeni öğrenci alınmayıp, eski öğrencilerin okulları bittiğinde bu okullar kapatılıp sadece lisans düzeyinde eğitim yapmalıdır. Milli eğitim Bakanlığının kararlarına karşı tavır sergileyen rektör ve yöneticiler hakkında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulacaktır” dedi…
***
Büyük önder Atatürk, Türk toplumunu, çağdaş uygarlık hedefine yöneltirken, kültür ve sanat konusunu da oldukça önemsemiş, sanatı devletin görevleri arasına alarak gelişme yollarını açmıştır. Sanat ve kültür adamlarını yetiştirecek kurumlar açmış, yurtdışına görevliler yollamıştır. Atatürk’e göre güzel sanatlarda başarı bütün devrimlerin başarıldığının kesin bir kanıtıdır. Türkiye Cumhuriyetinin kültürel yapılanma projesinde çağdaş sanat kriterlerini geniş topluluklara benimsetme görevini konservatuarlarımıza vermiştir.
***
Devlet konservatuarlarımız da müzik, opera, tiyatro ve bale öğretimi yapılmakta, Devlet Senfoni Orkestramıza ve Devlet Opera ve Balelerimize sanatçılar yetiştirilmektedir.
Konservatuar sınavlarına, bölümle ilgili sanat dallarının gerektirdiği özel şartları taşıyan çocuklar kabul ediliyor. Öğrencinin gireceği bölüme göre; fizik yapısına, müzikal duyuşuna, el becerisine, sesinin niteliğine, besteciliğe yatkın olup olmadığına bakılıyor. Yani her isteyenin girebileceği bir okul değil. Gerçekten yetenekli olmak gerekiyor.
Uzmanlar, enstrüman eğitimi ve baleye erken yaşta başlamanın çok önemli olduğunun altını çiziyorlar. Dünya çapında başarılı sanatçıların yetiştirilmesi için ilköğretim çağında sanata başlanması gerektiğini öne sürüyorlar…
Öyleyse, bir ülkenin kültür ve sanat alt yapısını oluşturan bu okulların çoğaltılması gerekirken, kapatılmaya çalışılması akla ve gerçeğe aykırı değil mi?
Yoksa çorabına adını ve unvanını yazdırarak meclis tarihinde bir ilki gerçekleştiren Milli Eğitim Bakanımız yine bir ilke imza atmayı mı düşünüyor?
Acaba kapatma niyetinin altında yatan sebep, Devlet Konservatuarlarında Atatürk ilkelerine bağlı, çağdaş, üretken sanatçıların yetiştirilmesi mi?
Bu okulları kapatmak yerine ayrı bir yönetmelik çıkartılarak, bozulan öğretim birliği düzelemez mi?
Yeni kurulacak hükümetin Milli Eğitim Bakanı aynı konuda ısrarlı olacak mı?
Hep birlikte önümüzde ki günlerde göreceğiz…
***
Hayatının önemli bölümü cephelerde savaşarak geçen Büyük önderimizin, onca sorunun içinde iken bile sanata ve sanatçıya verdiği önemi görmezden gelemeyiz. O’nun “ Biz hepimiz milletvekili olabiliriz, bakan olabiliriz hatta cumhurbaşkanı olabiliriz; ama sanatkâr olamayız…”
“Sanatkâr, toplumda uzun çalışma ve çabalardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır” sözlerini de hiç unutmamalıyız.
* 16 Ağustos 2007 Bizim Kocaeli Gazetesi haftalık köşe yazısı
* 16 Ağustos 2007 Bizim Kocaeli Gazetesi haftalık köşe yazısı