Blog Arşivi

GEZİ YAZILARIM

Hoşgeldiniz





Translate

Dostlarımız

Bugün, sizlerle elektronik posta kutuma gelen bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum…

                   ***
Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi.
Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya başladılar.
Adam çok susamıştı. Biraz su bulabilmek ümidi ile yürümeye devam ederken,
birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular.
Rengârenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın...
Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu: "Affedersiniz, burası neresi?
Kadın ona gülümsedi: "Burası Cennet, efendim."
Adam bunun üzerine sevinçle "Harika!" dedi.
"Peki, bana biraz su verebilir misiniz? Gerçekten çok susadım."
Kadın cevap verdi:
"Tabi efendim, içeri girin. İçeride dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz.
" Böylece adam köpeğine döndü.
"Hadi oğlum içeri giriyoruz" diyerek kapıya yürüdü...
Ama kadın onu birden durdurdu:
"Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez. Hayvanları içeri almıyoruz."                     Bunun üzerine adam bir an durdu, düşündü.                                                                          Geri dönüp köpeği ile birlikte geldikleri yolun tam ters yönünde yürümeye   koyuldular.
Bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular.                    Yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapı ile yırtık pırtık
elbiseli bir dede çıktı…
Adam sordu:
"Affedersiniz, bana biraz su verebilir misiniz?"
Dede "İçeri gel" dedi. "Kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir çeşme var... "
Adam sordu: "Peki arkadaşım da benimle gelip oradan su içebilir mi?"
Dede, " Tabii." dedi.
"Çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kâse bulacaksın...
"Bunun üzerine adam kapıdan girdi. Biraz Yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu.
Adam çeşmeden köpek de oracıktaki kâseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler.
Derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu:
"Su için çok teşekkür ederim... Peki, burası neresi?"
Dede "Burası cennet" dedi.
Bunu duyan adam şaşırdı:
"Ama nasıl olur? Az önce burası gibi kırık dökük olmayan muhteşem bir yere gittik
 ve orasının da cennet olduğunu söylediler...
"Dede, "şu rengârenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?" dedi."Ama orası Cehennem ."
Adam iyice şaşırmıştı:
"Peki ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz?"
Dede gülümsedi:
"Kızmıyoruz. Çünkü onlar kendi çıkarları için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları cennet'ten uzak tutuyorlar."
                     ***

 Dostlarınızı asla ama asla, yarı yolda bırakmayın…
 Bir dostun derdine herkes üzülebilir, bu çok kolaydır.
 Bir dostun başarısına sevinebilmek ise sağlam bir karakter gerektirir…
                         ***
 Ancak karakteri de itibarla karıştırmamak gerekir…
 
İtibarı, içinde yaşadığın ortam belirler...
Karakteri inandığın doğrular...
İtibar sandığın şeydir.
Karakter olduğun şey...
İtibar fotoğraftır.
Karakter ise yüz...
İtibar dışardan gelir;
Karakter içerden...
İtibar yeni bir topluluğa girdiğin de sahip olduğundur.
Karakter giderken elinde olan...
İtibarın bir anda olur.
Karakterin ömür boyunca...
İtibarın bir saatte öğrenilir.
Karakterin bir yılda açığa çıkmaz...
İtibar mantar gibi büyür.
Karakter sonsuza kadar sürer...
İtibar zengin veya fakir yapar.
Karakter ise mutlu veya mutsuz...
İtibar insanların mezar taşına kazıdıklarıdır.
Karakter meleklerin Tanrı huzurun da senin için söyledikleri...

* 27 Temmuz 2007 Bizim Kocaeli Gazetesi haftalık köşe yazısı