Blog Arşivi
-
►
2018
(12)
- ► Haziran 2018 (1)
- ► Mayıs 2018 (6)
- ► Nisan 2018 (2)
-
►
2017
(20)
- ► Kasım 2017 (2)
- ► Eylül 2017 (2)
- ► Ağustos 2017 (2)
- ► Temmuz 2017 (4)
- ► Haziran 2017 (1)
- ► Nisan 2017 (1)
-
►
2015
(34)
- ► Eylül 2015 (1)
- ► Nisan 2015 (9)
- ► Şubat 2015 (3)
-
►
2014
(22)
- ► Aralık 2014 (4)
- ► Kasım 2014 (4)
- ► Eylül 2014 (1)
- ► Haziran 2014 (1)
- ► Mayıs 2014 (1)
- ► Nisan 2014 (1)
- ► Şubat 2014 (3)
-
►
2013
(43)
- ► Aralık 2013 (2)
- ► Kasım 2013 (4)
- ► Eylül 2013 (9)
- ► Haziran 2013 (4)
- ► Mayıs 2013 (4)
- ► Nisan 2013 (2)
- ► Şubat 2013 (4)
-
►
2012
(52)
- ► Aralık 2012 (4)
- ► Kasım 2012 (5)
- ► Eylül 2012 (4)
- ► Ağustos 2012 (4)
- ► Temmuz 2012 (4)
- ► Haziran 2012 (5)
- ► Mayıs 2012 (4)
- ► Nisan 2012 (5)
- ► Şubat 2012 (4)
-
►
2011
(45)
- ► Aralık 2011 (6)
- ► Kasım 2011 (5)
- ► Eylül 2011 (5)
- ► Ağustos 2011 (3)
- ► Temmuz 2011 (5)
- ► Haziran 2011 (12)
- ► Şubat 2011 (3)
-
►
2010
(182)
- ► Aralık 2010 (182)
GEZİ YAZILARIM
Hoşgeldiniz
Hakkımda
Translate
Kadınlarımız...
Dünya kadınlar günü Başarılı bir kadın portresi...
Semahat GÜN
Özgür Kocaeli Gazetesi
***
Müzeyyen (Topçu) Tan 1965 yılında Hendek’te doğdu.Ortaokula kadar Hendek’te okudu.. Küçük yaştan itibaren doktor olmak isteyen Tan, hedefine ulaşmak için arayış içine girerek, İstanbul’da yatılı okulda okumaya karar verdi. Erenköy Kız Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi’ni kazandı. 1988 yılında mezun olduktan sonra serbest dişhekimi olarak çalışmaya başladı. Dr. Ömer Tan’la evli olup Ozan Kutay Tan adında bir oğlu var.
Küresel kararma...
* 1 Mart 2007 Bizim Kocaeli Gazetesi haftalık köşe yazısı
Büyükşehir Belediyesine Sorular...
Yeniden kuş gribi…
Aksi takdirde:
1-Kümes hayvancılığını hemen yasaklar,
2-Entegre tesislerimizin değerini düşürür,
3-bu tesisleri birilerine kapattırır,
4-Bir süre sonra beyaz eti yurt dışından göçmen kuşların üzerinden uçmadığı (Eğer dünyada böyle bir yer varsa ) kuş gribinin görüldüğü belirtilmeyen komşu ve dost ülkelerden ithal ederiz.
5-Bu dondurulmuş beyaz etleri (H5N1 virüsü soğuk ortamda ölmüyor, yasamaya devam ediyor) afiyetle yeriz.
6-Kus gribinden hasta olan sadece kanatlı kuşlar değil. Kanatsız kuşlarda hasta oluyorlar. Hastalık sadece solunum yollarını tutan bir grip değil. Bazen beyinlerde grip oluyor.
14 Şubat…
Eğitim mi, öğretim mi?
Paran kadar yaşa!
Merhaba,
5 Kasım 2006 Değişim 41 Dergisi
Siyasete Kasım 2002 seçimlerinin hemen sonrasında başladım. Siyasetin dışında kalıp yorum yapmak yerine, içinde olup gereken somut çalışmaları yapmak, emek ve katkı vermek istedim. Cumhuriyetimizin kurucusu M. Kemal Atatürk kadınların toplumsal yaşam içinde olması gereken yerlerini almalarını, gelişmelerini ve ilerlemelerini sağlayacak düzenlemeleri birçok Avrupa hatta dünya uluslarından önce gerçekleştirmiştir. Cumhuriyet öncesi dönemde yüzyıllarca baskı altında ikinci sınıf vatandaş durumunda olan kadın 1924 ve 1925 yıllarında yapılan reformlarla çarşaf ve başörtüsü kullanma zorunluluğundan kurtuldu. Eğitim sisteminde, siyasi ortamda, miras hukukunda, erkeklerle eşit haklara sahip oldu. Bu kadar kolay elde edilmiş olmasından dolayı olsa gerek ne yazık ki bugün bazı kadınlarımız türbana özgürlük diye mitingler düzenliyor çağdışı kıyafetlerle dolaşıyorlar. Ülkemizde töreler yüzünden öldürülen kızlarımız var, istismar ve şiddete maruz kalan kadınlarımız, çocuklarımız var. Bunların haklarını savunmak yerine başörtüsü ile uğraşıyorlar. Bu zihniyeti anlamak çok zor. Ülkemin ulusal bütünlüğüne yönelik ciddi tehlikeler var. Emperyalist ülkeler tarafından Ilımlı İslam Cumhuriyeti diye bir model oluşturulmak isteniyor. Büyük Ortadoğu projesi adı altında Ortadoğu’nun haritası değiştirilerek ülkemizi bölmek ve parçalamak istiyorlar, ama biz hala kamusal alan da türban olmalı mı? Cumhuriyet resepsiyonuna seneye inşallah katılırız konuları ile uğraşıyoruz. Cumhuriyetimiz ve kazanımları elden gidiyor. İnsanlarımızın üzerine ölü toprağı serpilmiş. Cübbeliler ortalarda geziyor, irticai faaliyet yoktur deniyor. Türkiye'de 83 yıldır hiç bir başbakan haremlik selamlığı savunmamıştır. Kars'ta yapılan yapılan AKP kongresinde kadınlar ile erkeklerin arasına çekilmiş perde için başbakan -ne olmuş yani, bu demokrasinin gereğidir, özgürlüğün gereğidir diyebiliyor... Afganistan'da da her şey bir gecede oluverdi. Sovyet işgalinin ardından yeni bir din devleti modeli ilan edildi. Hükümet işbaşına gelir gelmez Afganlı kadınlara kesinlikle İslami kıyafetler giymelerini emretti.1960'lı yıllarda çağdaş giyinebilen kadınlar şu anda ayak parmağı göründü diye dövülerek öldürülüyor. Batılı giyinen kadınların üzerine asit atılıp sakat bırakılıyor. 27 yıl boyunca oy kullanan kadınlar bir gecede oy kullanma haklarını kaybettiler. Aynı şekilde Cezayir'deki şeriatçılar İslami kıyafetler giymezse öldürülüyor. Suudi Arabistan da kadınların nüfus cüzdanları bile yok. İsimleri babaları veya kocalarının kimliklerine yazılı. Biz böyle bir Cumhuriyet istemiyoruz. Eğitim sistemimiz içler acısı durumda. Milli Eğitim Bakanımız ''Çanakkale savaşında bal gibi de yenildik'' diyebiliyor. Gençlerimiz kitap okumak yerine, internette mafya oyunları oynayarak psikolojileri bozuluyor. Halkımız tele volelerle oyalanıyor. AKP'NİN SAĞLIK POLİTİKASI Hükümet her konuda olduğu gibi sağlık konusunda da çuvalladı. Genel Sağlık Sigortası ve Aile Hekimliği konularında yaptığı çalışmalarda istene performansı gerçekleştiremedi. Düzce ili pilot uygulamaya tabi tutuldu. Ama yapılan uygulamaların ne kadar yanlış olduğu anlaşıldı. İnsanlar kanunlar yürürlüğe konmadan yaşamadan kendileri için uygun mudur değil midir bilemiyorlar. Her aileye bir hekim vereceğim, sağlık sorununuzu kökten çözüyorum imajı veriliyor, ''herkes kendi hekimini kendi seçecek'' diyor ancak hekimleri kendi atıyor. Tedavi edici hekimlik dünyada en pahalı olan hizmettir. Bir hekim 24 saat hizmet veremez. Kavramları öyle hale getiriyorlar ki insanlar kabul kabul ediyor. Doğuda (örneğin) 4000 kişiyi toplayamazsan aile hekimi olarak atayamam diyor. 2.Basamak tedavide %50 cebinden ödemek zorundasın. Eğer paran yoksa aile hekimi prim vermeyen hastaya bakmam diyebilecek. Devlet primini ödeyeceğim diyor. 175 YTL kazanan prim ödeyecek, bununla verilen hizmet yeterli olmayacak. Bütçede toplam vergilerden pay ayırırsa belki sorun olmaz ama böyle yapmıyorlar. Çok önemli olan koruyucu sağlık hizmetlerine sağlık bütçesinin yalnızca binde sekizini ayırıyorlar. Bu durumda da salgın hastalıklar tekrar hortluyor. Kuş gribi gibi, Kırım Kongo ateşi (Kene) gibi Sağlık Bakanı ''keneden korunmak için paçalarınızı çorabınıza sokun diyerek '' adeta dalga geçiyor. Sağlık sistemi allak bullak edilmiş. Sosyal Devletin unsurlarından olan sağlık faktörü büyük sermayenin tekeline terk edilmekte ve gittikçe ticarileşmektedir. Dolayısı ile AKP iktidarı sağlık alanında halk karşıtı bir politika gütmektedir ve paran kadar sağlık hizmeti anlayışı yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı İMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, AB ve ABD gibi güçler ile uluslararası ilaç şirketlerinin dayattığı bir programdır. IMF’nin sağlık harcamalarınızı azaltın talimatı ile kanser ilacı dahil 150 kalem reçete kapsamından çıkarıyor. Sağlık Bakanlığı en önemli hizmetlerinden olan çevre sağlığı hizmetlerini tarım bakanlığına devrediyor. AKP hükümeti sadece sağlık alanında değil, tüm yaşam alanlarımızda ve değerlerimizde eğitimden tarıma, endüstriden iletişime, dış politikadan terörle mücadeleye yabancılara toprak satışından özelleştirmeye, mali politikalarından yolsuzlukla mücadeleye kadar her alanda ülke ve ulus çıkarları ve devrimlerimiz aleyhinde politikalar üretmeye ve topluma dayatmaya devam ediyor. Bu nedenle Türkiye'ye sahip çıkmanın yolu ilk seçimlerde ülkemizi AKP iktidarından kurtarmaktan geçmektedir. Önümüzdeki seçimler sıradan seçimler değil. Bu seçimlerde tarihi bir sonuç alınacaktır.
20 Aralık 2006 Hürriyet gazetesi yazarı Doğan'a mektup
Dün ve Bugünkü yazılarınız da Kocaeli’nde ki su sorununu ele almışsınız. Aylardır süren su tartışmalarının faturasını her zamanki gibi, vatandaş ödüyor. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Karaosmanoğlu ise ‘‘Susuzluğun bitmesi için yağmuru ve karı bekliyoruz’’ Diyor. Büyük paralar harcayarak şehrin her yerine astıkları reklam panolarında 99 yatırımdan söz ettiler. Başbakanımız gelerek bizim hayatımızın akışını değiştirmeyen, farkına varamadığımız 99 yatırımın açılışını yaptı. Bence 100. yatırım olarak ta yağmur duası yapmaya başlasalar iyi olacak. Çünkü suyun yanlış kullanımı gerçekten hayatımızın akışını değiştirdi.
Sağ olsun Büyükşehir Belediye Başkanımız dün yapılan meclis toplantısında, baraj müjdesi vermiş. Sizinde ifade ettiğiniz gibi baraj yapımı yıllar sürer. Göreve geldikleri günden beri, günü kurtarma politikalarıyla, çiçekle böcekle uğraşacaklarına daha planlı programlı vizyonu olan işlerle uğraşsalar şu anda susuz kalmayacaktık. Belki de Gökçedere Barajı ve Sapanca gölü devre dışı bırakılmasa yeni bir barajın yapılmasına da gerek kalmayacaktı. Sanki baraj yapmak 6 ayda gerçekleşecekmiş gibi‘‘Sapanca'dan baraja su almak 10 ay sürer. Yeni baraj yapmak zorundayız. Bunun için çalışmalara başladık.DSİ’yi beklersek yıllarca yapılamaz’’ Diyor. Anlaşılan o ki; yağmur duasına bizim de katılmamız gerekiyor...
2005 yılı faaliyet raporunda Yuvacık Barajından 130 milyon metre küp, diğer kaynaklardan 50 milyon metre küp olmak üzere 180 milyon metre küp su temin edildiği yazılı. Bunun 63 milyon metreküpü fatura edilmiş,117 milyon metreküpü ise kayıp ve kaçak su. Bugünkü su fiyatları üzerinden tutarı ise 350 trilyon (350 milyon YTL) liradır.
Kendi başarısız yönetimlerini kamufle etmek için faturayı eski yönetime çıkartmaya çalışacaklarına, farklı alternatifler bulsalar iyi olacak. Aksi taktirde kentimiz de yakında salgın hastalıklar başlayacak. Zaten geçtiğimiz hafta Körfez ilçesinde bir okulda çocuklar zehirlendi (2 öğretmen 84 öğrenci).Yetkililer önce zehirlenmenin Büyükşehir Belediyesi’nin tankerle getirdiği sudan olabileceğini söyledi. Fakat alınan numuneler her nedense temiz çıktı...
Bu şehir deprem olduğu zaman bile susuz kalmadı. Salgın hastalıklar başlamadı. Fabrikalar çalıştı. Ama bu yönetim bizi depremden bile fazla sarstı, sinirlerimizi yıprattı.
Sudan sebeplerle vaktinizi aldım. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.
KOCAELİ CHP İL SEKRETERİ
Dişhekimi Müzeyyen Topçu TAN
29 Kasım 2006 Bizim Kocaeli Gazetesi editörü Serpil Çolak'a mektup
Sevgili Serpil,
‘‘Karaosmanoğlu sussun!’’ Adlı yazında gerçekten çok önemli noktalara değinmişsin.
Ben de Kocaeli CHP İl Sekreteri ve bir vatandaş olarak, her ay yapılan Kocaeli Büyükşehir Meclis toplantılarında ki izlenimlerimi paylaşmak istedim...
Görevime başladığım günden itibaren Büyükşehir Meclis Toplantılarına ve son 3 aydır da İSU genel kuruluna katılıyorum. Belediyecilik (böyle bir deyim var mı bilmiyorum) konusunda aktif siyasete atılana kadar, çok fazla bilgim ve ilgim olmamasına rağmen; katıldığım meclis toplantılarındaki ciddiyetsizliği üzülerek görüyorum. Önce ki günlerde Kocaeli basında da yer aldığı gibi, iktidar partisi meclis üyeleri toplantılara zamanında katılmıyor. Toplantı başladıktan sonra elini kolunu sallayarak içeriye girip üstelikte en ön sıralara oturuyorlar. Buna Büyükşehir Belediye Başkanı ve diğer Belediye Başkanları da dahil..
İnsanlara ve yaptığı işe saygılı olanlar zamanı iyi yönetmeyi de bilir.
Geç kaldıysa, o toplantıdan çok daha önemli memleket işi olması durumu dışında bunu kabullenemem.(ani bir açılış, bir davet vs.) en arka koltuğa oturup, kimsenin görmemesi için uğraşır.
Sallana sallana girip en ön koltuğa oturmak, meclis başkanına da, üyelerine de, vatandaşa da, basına da saygısızlıktır...
Zamanını planlayamayan bir insan, koskoca bir şehri nasıl yönetebilir ki? (Toplantı yönetemeyen suyu ve şehri yönetebilir mi?)
Katıldığım toplantıların büyük çoğunluğunu ise vekiller yönetti.(Gölcük Belediye Başkanı, Gebze Belediye Başkanı, İlyas Şeker vb.).Büyükşehir Belediye Başkanımızın yönettiği toplantılar ise daha çok inşallah maşallah gibi temennilerle geçip, CHP Grup Başkan Vekilimizin sorularına koskoca Büyükşehir Belediye Başkanımızın -Ben bu konuları iyi bilmem İlyas bey sen açıkla demesi veya toplantının ortasında kusura bakmayın ben toplantının geri kalanını yönetemeyeceğim. Bir açılışa katılacağım yada bir konuğum var onu karşılamam lazım diye toplantıyı terk etmesi ilgisizlik mi, bilgisizlik mi,saygısızlık mı ?
Biraz öncede dediğim gibi ben Belediyecilikten anlamam. O konuda eğitim almadım ama son iki yıldır izlediklerimi öğrendiklerimle, okuduklarımla kıyaslıyorum.
Bir lider veya yönetici bilgisizliğini -özellikle milyonları yönetmek için talip olduysa- belli etmez. Kendini aşan bir konuysa mola ister. Mola arasında öğrenir ve muhalefete yanıt verir.
‘‘Öyle değil mi İlyas Bey?’’ Demez. ‘‘B planım yok’’ Demez. ‘‘99 proje’’ Demez. ‘‘Ben milletin enayisi miyim?’’ Demez. ‘‘Suyun biteceğini biliyorduk ama bir yıl önce baraj yapmaya karar verseydik’’ vs. demez.
Dersine iyi çalışırii.
İlk seçimler de dersine iyi çalışmış Başkan ve yöneticilerin seçilmesi dileğiyle, hoşçakal...
Kocaeli CHP İl sekreteri
Dt.Müzeyyen Topçu TAN

