Blog Arşivi

GEZİ YAZILARIM

Hoşgeldiniz





Translate

Anasayfa
Arap kültüründen sonra iklimleriyle buluşuyoruz
  • Ana Sayfa » Kent
  • 21 Temmuz 2017 - 10:48:47
Arap kültüründen sonra iklimleriyle buluşuyoruz
    Önce küçük, küçük orman yangınları ile burunlarını soktukları Kuzey Anadolu ormanları, giderek yok edilirken sözüm ona proje manyağı olduk. Nedense bu projelerde çevre yok, insan yok, ağaç yok sadece betonlaşma ve yapılaşma var, doğa katliamı ve rant var. Öyle açgözlü bir iştahla saldırıyorlar ki memleketin güzelim doğasına kan ağlıyor toprak ana ve öyle […]





Önce küçük, küçük orman yangınları ile burunlarını soktukları Kuzey Anadolu ormanları, giderek yok edilirken sözüm ona proje manyağı olduk.
Nedense bu projelerde çevre yok, insan yok, ağaç yok sadece betonlaşma ve yapılaşma var, doğa katliamı ve rant var. Öyle açgözlü bir iştahla saldırıyorlar ki memleketin güzelim doğasına kan ağlıyor toprak ana ve öyle bir ağlıyor ki o gözyaşları sel oluyor, afet oluyor onu acımadan yok eden insanlığın başına.
Doğa yok edilirken birileri zenginliğinin üzerine zenginlik katarken değişen iklimle beraber felaketler geliyorum diyor. Halkı cahilleştirme ve Arap coğrafyasının kültürüne entegre etme çabalarının meyvesi olarak iklimde Araplaşıyor. Aynen oradaki kırk yılda bir yağan yağmur orman ve doğa emisyonu olmadığı için bir doğal afet halini alıyor.
Erdoğan’ın her türlü hava koşulunda kapanmayacak dediği Avrasya tünelinin su dolması nedeniyle ulaşıma tamamen kapanması, ne kadar öngörülü yöneticilerimiz olduğunu gösteriyor bize.
Bu yağma Havaalanı projesi ile, Kuzey Anadolu otoyolu projesi ile aşırı derecede hızlanmış, ülke geleceğini zerre kadar düşünmeyen yöneticiler tarafından çölde yaşayacak bir ulus olmaya doğru götürülüyoruz.

Konu ile ilgili CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu Başkanı Müzeyyen Topçu Tan, komisyon adına aşağıdaki açıklamayı yaparak kamuoyunu bilgilendirdi;




Rant İçin Doğayı Katledenler Unutmasın!
Birkaç gün önce İstanbul’un yağmurla imtihanını kâh gülerek kâhüzülerek izledik. Yağan yağmurla birlikte meydanları, ana ve ara yolları, metroları, alt geçitleri, evleri sel suları bastı.  Ulaşım felç oldu. İnsanlar işyerine ulaşabilmek için yüzmek, boğulmamak için arabasının üzerine çıkarak yardım beklemek zorunda kaldı. Metrolar dere oldu. Tabir-i caizse “megakent”İstanbul “megagöl” oldu!
Uzmanların açıklamasına göre yaz yağmurunun afete dönüşmesinin sebebi “Süper hücre” imiş Yani kuzeyden gelen serin hava ve deniz suyuyükseksıcaklıkları birleşince ‘süper hücre’ denen yapılar oluşup, şiddetli yağmurlara neden oluyormuş. Uzmanlar dediyse, doğrudur ancak bilim insanları “Daha çok kıyı bölgelerimizde meydana gelen sel olayları, aşırı yağışlarla birlikte, doğal dengenin insan eliyle bozulmuş olduğu yerlerde etkili olmaktadır” diyor. Genellikle yağışsız geçen Temmuz ayında“afet” olacak kadar şiddetli yağmurun yağması ve sel felaketine yol açmasının nedeni rant için şehir planlaması yapılmadan; dere yatakları, taşkın sahaları, beton toprak dengesi gözetilmeden; koca koca binaların dikilmesi yüzünden olabilir mi? Ya da yol, köprü, HES için ormanların katledilmesi, ya da AVM, rezidans için şehirdeki ağaçların kesilmesi?
Son yıllarda, Kocaeli’nin de içinde olduğu büyükşehirlerimizde ne zaman kuvvetli bir yağmur yağsa sel manzaraları ile karşı karşıya kalıyoruz. Normal bir doğa olayı olan yağmur artık, yaz aylarında bile milyonlarca liralık zarara neden olan bir afete dönüşüyor.
Afetleri daha fazla yaşamamak için orman ve tarım alanlarının korunması,  yağmurlama havzalarının betonlaşmadan uzak tutulması gerekmektedir. Sanayiye ve betonlaşmaya doyan bu bölgelerin artık sınırlarının zorlanmaması, zorlandığı takdirde can ve mal kayıplarının daha çok olacağı aşikârdır. Son zamanlarda gündemde olan halkın ve geniş kesimlerin protestosu ile kesilmesi engellenen zeytin ağaçları yok edilirse, daha büyük felaketlerle karşılaşacağımızı, rant için doğayı katledenler unutmasın, bilimi ve aklı yok sayarak yapılan her proje yok olmaya mahkumdur!Daha büyük felaketlerle karşılaşılmaması, hatta can kayıpları yaşanmaması için ormanlarımızı ve bölgelerimizin geleneksel bitki dokularını korumak, doğaya sahip çıkmak zorundayız. Ancak böylelikle iklim değişikliğinin ve felaketlerin önüne geçebiliriz. Dolayısıyla yol kenarlarına 3-5 ağaç dikmek yerine doğanın dengesini korumak adına bölgenin kendi ekosisteminde bulunan bitki ve ağaç türlerinin ekilmesi ve mevcut alanların mutlaka korunması gerekmektedir. Aksi takdirde 2030-2035 yıllarında sıcaklığın 2 derece artacağı dikkate alınırsa, doğal afetleri daha şiddetli bir şekilde yaşadığımız çölleşen bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız.Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu adına;
Diş Hekimi Müzeyyen Topçu TAN
Anasayfa
Arap kültüründen sonra iklimleriyle buluşuyoruz
  • Ana Sayfa » Kent
  • 21 Temmuz 2017 - 10:48:47
Arap kültüründen sonra iklimleriyle buluşuyoruz
    Önce küçük, küçük orman yangınları ile burunlarını soktukları Kuzey Anadolu ormanları, giderek yok edilirken sözüm ona proje manyağı olduk. Nedense bu projelerde çevre yok, insan yok, ağaç yok sadece betonlaşma ve yapılaşma var, doğa katliamı ve rant var. Öyle açgözlü bir iştahla saldırıyorlar ki memleketin güzelim doğasına kan ağlıyor toprak ana ve öyle […]





Önce küçük, küçük orman yangınları ile burunlarını soktukları Kuzey Anadolu ormanları, giderek yok edilirken sözüm ona proje manyağı olduk.
Nedense bu projelerde çevre yok, insan yok, ağaç yok sadece betonlaşma ve yapılaşma var, doğa katliamı ve rant var. Öyle açgözlü bir iştahla saldırıyorlar ki memleketin güzelim doğasına kan ağlıyor toprak ana ve öyle bir ağlıyor ki o gözyaşları sel oluyor, afet oluyor onu acımadan yok eden insanlığın başına.
Doğa yok edilirken birileri zenginliğinin üzerine zenginlik katarken değişen iklimle beraber felaketler geliyorum diyor. Halkı cahilleştirme ve Arap coğrafyasının kültürüne entegre etme çabalarının meyvesi olarak iklimde Araplaşıyor. Aynen oradaki kırk yılda bir yağan yağmur orman ve doğa emisyonu olmadığı için bir doğal afet halini alıyor.
Erdoğan’ın her türlü hava koşulunda kapanmayacak dediği Avrasya tünelinin su dolması nedeniyle ulaşıma tamamen kapanması, ne kadar öngörülü yöneticilerimiz olduğunu gösteriyor bize.
Bu yağma Havaalanı projesi ile, Kuzey Anadolu otoyolu projesi ile aşırı derecede hızlanmış, ülke geleceğini zerre kadar düşünmeyen yöneticiler tarafından çölde yaşayacak bir ulus olmaya doğru götürülüyoruz.

Konu ile ilgili CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu Başkanı Müzeyyen Topçu Tan, komisyon adına aşağıdaki açıklamayı yaparak kamuoyunu bilgilendirdi;




Rant İçin Doğayı Katledenler Unutmasın!
Birkaç gün önce İstanbul’un yağmurla imtihanını kâh gülerek kâhüzülerek izledik. Yağan yağmurla birlikte meydanları, ana ve ara yolları, metroları, alt geçitleri, evleri sel suları bastı.  Ulaşım felç oldu. İnsanlar işyerine ulaşabilmek için yüzmek, boğulmamak için arabasının üzerine çıkarak yardım beklemek zorunda kaldı. Metrolar dere oldu. Tabir-i caizse “megakent”İstanbul “megagöl” oldu!
Uzmanların açıklamasına göre yaz yağmurunun afete dönüşmesinin sebebi “Süper hücre” imiş Yani kuzeyden gelen serin hava ve deniz suyuyükseksıcaklıkları birleşince ‘süper hücre’ denen yapılar oluşup, şiddetli yağmurlara neden oluyormuş. Uzmanlar dediyse, doğrudur ancak bilim insanları “Daha çok kıyı bölgelerimizde meydana gelen sel olayları, aşırı yağışlarla birlikte, doğal dengenin insan eliyle bozulmuş olduğu yerlerde etkili olmaktadır” diyor. Genellikle yağışsız geçen Temmuz ayında“afet” olacak kadar şiddetli yağmurun yağması ve sel felaketine yol açmasının nedeni rant için şehir planlaması yapılmadan; dere yatakları, taşkın sahaları, beton toprak dengesi gözetilmeden; koca koca binaların dikilmesi yüzünden olabilir mi? Ya da yol, köprü, HES için ormanların katledilmesi, ya da AVM, rezidans için şehirdeki ağaçların kesilmesi?
Son yıllarda, Kocaeli’nin de içinde olduğu büyükşehirlerimizde ne zaman kuvvetli bir yağmur yağsa sel manzaraları ile karşı karşıya kalıyoruz. Normal bir doğa olayı olan yağmur artık, yaz aylarında bile milyonlarca liralık zarara neden olan bir afete dönüşüyor.
Afetleri daha fazla yaşamamak için orman ve tarım alanlarının korunması,  yağmurlama havzalarının betonlaşmadan uzak tutulması gerekmektedir. Sanayiye ve betonlaşmaya doyan bu bölgelerin artık sınırlarının zorlanmaması, zorlandığı takdirde can ve mal kayıplarının daha çok olacağı aşikârdır. Son zamanlarda gündemde olan halkın ve geniş kesimlerin protestosu ile kesilmesi engellenen zeytin ağaçları yok edilirse, daha büyük felaketlerle karşılaşacağımızı, rant için doğayı katledenler unutmasın, bilimi ve aklı yok sayarak yapılan her proje yok olmaya mahkumdur!Daha büyük felaketlerle karşılaşılmaması, hatta can kayıpları yaşanmaması için ormanlarımızı ve bölgelerimizin geleneksel bitki dokularını korumak, doğaya sahip çıkmak zorundayız. Ancak böylelikle iklim değişikliğinin ve felaketlerin önüne geçebiliriz. Dolayısıyla yol kenarlarına 3-5 ağaç dikmek yerine doğanın dengesini korumak adına bölgenin kendi ekosisteminde bulunan bitki ve ağaç türlerinin ekilmesi ve mevcut alanların mutlaka korunması gerekmektedir. Aksi takdirde 2030-2035 yıllarında sıcaklığın 2 derece artacağı dikkate alınırsa, doğal afetleri daha şiddetli bir şekilde yaşadığımız çölleşen bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız.Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu adına;
Diş Hekimi Müzeyyen Topçu TAN

Astakos HaberDoğayı katledenler unutmasın!

Doğayı katledenler unutmasın!
İstanbul’da yağan şiddetli yağmurlarla ilgili bir açıklama yapan CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu “Daha büyük felaketlerle karşılaşılmaması için bölgelerimizin geleneksel bitki dokularını korumak, doğaya sahip çıkmak zorundayız” uyarısı yaptı
 21 Temmuz 2017 Cuma 12:25 Siyaset
Geçtiğimiz günlerde özellikle İstanbul’da yağan şiddetli yağmurlarla ilgili bir açıklama yapan CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu, “Daha büyük felaketlerle karşılaşılmaması, hatta can kayıpları yaşanmaması için ormanlarımızı ve bölgelerimizin geleneksel bitki dokularını korumak, doğaya sahip çıkmak zorundayız” dedi. CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu adına açıklamayı yapan Diş Hekimi Müzeyyen Topçu Tan şunları söyledi: ‘’Birkaç gün önce İstanbul’un yağmurla imtihanını kâh gülerek kâh üzülerek izledik. Yağan yağmurla birlikte meydanları, ana ve ara yolları, metroları, alt geçitleri, evleri sel suları bastı.  Ulaşım felç oldu. İnsanlar işyerine ulaşabilmek için yüzmek, boğulmamak için arabasının üzerine çıkarak yardım beklemek zorunda kaldı. Metrolar dere oldu. Tabir-i caizse “megakent” İstanbul “megagöl” oldu!
RANT İÇİN ŞEHİR PLANLAMASI
Uzmanların açıklamasına göre yaz yağmurunun afete dönüşmesinin sebebi “Süper hücre” imiş, yani kuzeyden gelen serin hava ve deniz suyu yüksek sıcaklıkları birleşince 'süper hücre' denen yapılar oluşup, şiddetli yağmurlara neden oluyormuş. Uzmanlar dediyse, doğrudur ancak bilim insanları ‘Daha çok kıyı bölgelerimizde meydana gelen sel olayları, aşırı yağışlarla birlikte, doğal dengenin insan eliyle bozulmuş olduğu yerlerde etkili olmaktadır’ diyor. Genellikle yağışsız geçen Temmuz ayında “afet” olacak kadar şiddetli yağmurun yağması ve sel felaketine yol açmasının nedeni rant için şehir planlaması yapılmadan; dere yatakları, taşkın sahaları, beton toprak dengesi gözetilmeden; koca koca binaların dikilmesi yüzünden olabilir mi? Ya da yol, köprü, HES için ormanların katledilmesi, ya da AVM, rezidans için şehirdeki ağaçların kesilmesi?”
BÜYÜK FELAKETLER
Son yıllarda, Kocaeli’nin de içinde olduğu büyükşehirlerimizde ne zaman kuvvetli bir yağmur yağsa sel manzaraları ile karşı karşıya kalıyoruz. Normal bir doğa olayı olan yağmur artık, yaz aylarında bile milyonlarca liralık zarara neden olan bir afete dönüşüyor. Afetleri daha fazla yaşamamak için orman ve tarım alanlarının korunması,  yağmurlama havzalarının betonlaşmadan uzak tutulması gerekmektedir. Sanayiye ve betonlaşmaya doyan bu bölgelerin artık sınırlarının zorlanmaması, zorlandığı takdirde can ve mal kayıplarının daha çok olacağı aşikârdır. Son zamanlarda gündemde olan halkın ve geniş kesimlerin protestosu ile kesilmesi engellenen zeytin ağaçları yok edilirse, daha büyük felaketlerle karşılaşacağımızı, rant için doğayı katledenler unutmasın, bilimi ve aklı yok sayarak yapılan her proje yok olmaya mahkumdur!
ÇÖLLEŞEN TÜRKİYE
Daha büyük felaketlerle karşılaşılmaması, hatta can kayıpları yaşanmaması için ormanlarımızı ve bölgelerimizin geleneksel bitki dokularını korumak, doğaya sahip çıkmak zorundayız. Ancak böylelikle iklim değişikliğinin ve felaketlerin önüne geçebiliriz. Dolayısıyla yol kenarlarına 3-5 ağaç dikmek yerine doğanın dengesini korumak adına bölgenin kendi ekosisteminde bulunan bitki ve ağaç türlerinin ekilmesi ve mevcut alanların mutlaka korunması gerekmektedir. Aksi takdirde 2030-2035 yıllarında sıcaklığın 2 derece artacağı dikkate alınırsa, doğal afetleri daha şiddetli bir şekilde yaşadığımız çölleşen bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.”
Kocaeli adalet yürüyüşünden hiç eksik olmadı.
  • Ana Sayfa » Kent
  • 30 Haziran 2017 - 11:53:37
Kocaeli adalet yürüyüşünden hiç eksik olmadı.
CHP’nin adalet yürüyüşü her geçen gün İzmite yaklaşırken katılım katlanarak artıyor. Bir çığ gibi büyüyen korteje aslen Hendekli olan  CHP’nin çeşitli kademelerinde görev yapmış ve halen İl Çevre ve sağlık komisyonunda başkanlık görevini başarıyla yürüten, Diş Hekimi Müzeyyen Topçu Tan’da eşiyle birlikte katıldı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu sabah Şehit emniyet müdürü Gaffar Okkan’ın mezarını ziyaret ettikten […]


CHP’nin adalet yürüyüşü her geçen gün İzmite yaklaşırken katılım katlanarak artıyor. Bir çığ gibi büyüyen korteje aslen Hendekli olan  CHP’nin çeşitli kademelerinde görev yapmış ve halen İl Çevre ve sağlık komisyonunda başkanlık görevini başarıyla yürüten, Diş Hekimi Müzeyyen Topçu Tan’da eşiyle birlikte katıldı.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu sabah Şehit emniyet müdürü Gaffar Okkan’ın mezarını ziyaret ettikten sonra başlayan yürüyüş mola yerine geldiğinde, yeni katılımların olduğunu söyleyen Müzeyyen hanım, doğduğum toprakların böyle onurlu bir yürüyüşe tanıklık etmesi beni gururlandırdı ve çok duygulandırdı.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun başlattığı adalet yürüyüşü çok kıymetlidir ve hepimiz ona sonsuz destek vermeliyiz. Ülkenin üzerine çöken karanlığı yırtmak için canı gönülden bir araya gelen bu insanlar, çağdaş, laik Cumhuriyetimize Türk halkı olarak sahip çıkacağımızı kanıtlıyor.


Haramilerin saltanatını yıkacağız, bekle bizi İstanbul diyerek yürüdü Müzeyyen hanım.
Bu topraklar verilen Kurtuluş savaşı i,le özgürleşti, kimliğini korudu kimseye yeniden kul köle olmayacağız. Bizim halkımızın karakterine aykırı o yüzden bu gün yıkmaya çalıştıkları Cumhuriyetin insanları asla teslim olmayacaklar karanlığa diyerek İzmir marşını söyledi insanlar hep bir ağızdan.



Eski CHP Körfez Kadın Kolları Başkanı Nursen Üstüncan Bulca’da bayrağını kapıp gelenler arasında. Cumhuriyete olan inancı ve sahip çıkma duygusuyla yollara düşen bu kadınlara teşekkür ediyorum.
Kocaeli hiç yalnız bırakmadı Kılıçdaroğlu’nu. Mutlaka her gün bireysel ve ilçelerle birlikte katılım oldu. Kimi zaman gruplar halinde, kimi zaman birer, ikişer ama Kocaeli her adımında var oldu adalet yürüyüşünün.


haberi yazarken aldığımız son habere göre Aydın milletvekili Hüseyin Yıldız kalp spazmı geçirdi ve hastaneye kaldırıldı. En içten dileklerimle Geçmiş olsun diyorum sevgili vekilim.

CHP’li vekil ‘Adalet Yürüyüşü’nde kalp spazmı geçirdi







‘Adalet Yürüyüşü’ne katılan CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız, kalp spazmı geçirdi. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Hüseyin Yıldız, burada tedavi altına alındı.
Hastane yetkilileri, Hüseyin Yıldız’ın kalp spazmı geçirdiğini, kontrol amacıyla 24 saat gözetim altında tutulacağını bildirdi.

Sinek küçüktür ama!


Yaşadığımız toplumda;  kendisi küçük olduğu halde,


verdiği zararların büyük olduğunu betimlemek için söylenen bir Atasözümüz vardır:


“Sinek küçüktür ama mide bulandırır.”


Kendisi küçük olduğu, akla hayale gelmeyen her türlü kokuşmuşluğun üzerine


konduğu ve sebep olduğu ya da olacağı muhtelif mikrobik mevzular için kullanılır…


***


İstesek de, İstemesek de, tanıdığımız bu tür insanlar var mı hayatımız da?


Varsa eğer, bu insanların hayatımızda olmasına kim izin veriyor?


***


Derdim;  tanıdığım ya da sizin tanıdığınız bu tür insanları anlatmak değil…


Bu yazıyı yazmaya çalışırken bile hala bu çağda, sinek ısırığına maruz kalmaya


 anlam verememek…


***

Hemen her yazımda belirttiğim gibi,  hesapta, Avrupa kentinde yaşıyoruz…


Hesapta, büyükşehiriz…


Ancak, yaz geldi ve karasinekler, sivrisinekler, fink atıyor…


“Bu konuyu daha önce de yazmıştım” demek hiç hoşuma gitmiyor ama


ne yazık ki tablo bu…


***


Eğer pencere ve kapılarınıza sineklik taktırmadıysanız,


karasinek ve sivrisinekten nasibinizi almamanız mümkün değil.


Gerçi sineklikleriniz varsa da; kapıdan bacadan bir yerden, bir şekilde giriyor bu meretler.


Belki de geçen yıl, evinizin bir yerin de yumurtalarını bırakacak bir ortam buldular


ve zamanı gelince, ortaya çıktılar…  


***


Bir zamanlar, sinekle mücadele etmek için akşamüstü, mazot püskürtülürdü...


İnsan sağlığına ve çevreye zararlı olduğu anlaşılınca, bundan vazgeçildi.


Buna sıcak savaş deniliyordu.


O zamanlar alternatif olarak sunulan “Soğuk savaş neydi peki?


Sivrisineğin ya da karasineğin, kökü kurutulamaz mıydı?


Bu sorunun yanıtını kentimizi yönetenlere bırakıyorum…



***


Yılardır sivrisineklerin dişilerinin ısırdığını;


bunun sebebinin beslenme ihtiyacı değil, dişilerin erkek sineklerden farklı olarak,


taşıdıkları yumurtaları olgunlaştırmak için kandaki proteinlere ihtiyaç duyduklarını,


Bunun sebebinin ise, türünün devamı için olduğunu;


Özellikle de belli kan gruplarını daha çok sevdiğini okumuşsunuzdur.


***


Yakınlarda, California Üniversitesi Böcek Bilimcileri tarafından yapılan bir çalışmaya göre;


Sivrisinekler özellikle “nonanal aldehit” isimli kokuya ilgi duyuyormuş.


İnsan derisindeki steroid ve kolestorele tepki veriyormuş.


Bu nedenle kilolu ve kalp hastası kişiler, sivrisineklerin hedefi haline geliyormuş…


Habere göre Sivrisineklerin en sevdiği diğer kurbanlar ise hamileler ve


sarışınlarmış…


“Acaba çakma sarışınlar da buna dahil mi?” diye aklımdan geçmedi değil…


Ve ne yazık ki kilolu olmak, her zaman her yerde olduğu gibi yine bir dezavantaj olarak karşımıza çıkıyor.


Sinek küçüktür ama…


  








 






Körfez’deki felaketi sordular: Firmanın ismi neden saklanıyor?

Körfez’deki felaketi sordular: Firmanın ismi neden saklanıyor?
İzmit Körfezi’nde yaşanan çevre felaketiyle ilgili bir basın açıklaması yapan CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu, ‘’Yüz ton petrol denize akıtılırken siz nasıl görmediniz. Her gün deniz uçağınızdan bahsediyorsunuz. Bu uçak neye yarıyor. Ceza kesildiği söylenen firmanın ismini niye saklıyorsunuz?” diye sordu
 20 Ocak 2017 Cuma 00:28 Güncel
CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu geçtiğimiz günlerde İzmit Körfezi’nde yaşanan çevre felaketi ile ilgili bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Komisyon adına konuşan Müzeyyen Topçu Tan şunları söyledi: ‘’Geçen hafta Dilovası’nda yaşanan çevre felaketi sonrası denize sızan petrol, dalgalar ve akıntıyla Ramsar Sözleşmesi ile kuşların üreme bölgesi ilan edilen ve koruma altına alınan Hersek Lagünü'ne kadar ulaştığını, buradaki kuşlarında da petrol nedeniyle ölmeye başladığını öğrendik. Bir iddiaya göre de sızan petrolün İstanbul Adalar’a yaklaşmakta olduğu söyleniyor.
KUŞ ÖLÜMLERİ YAŞANDI
Soyu tükenmek üzere olan bazı kuş türlerinin de konaklama ve üreme alanı olan Hersek Lagünü'ne  kadar ulaşan petrol nedeniyle çok sayıda kuşun etkilendiği ve kuş ölümleri başladığını, Yalova Valiliğinin lagünde temizleme çalışmaları başlattığını öğrendik. Petrolden etkilenen deniz kuşlarının Yalova Belediyesi Veterinerlik İşleri Müdürlüğü'ne getirilip burada temizlenip tedavi edildiğini,  tedaviyi ise aslen veteriner olan Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman yaptığını basından takip ediyoruz.
TESİSİN ADINI AÇIKLAMADILAR
Uzmanların “denizin eski haline geri dönmesi için en az 30 yıl gerekir” sözünden bölgemizde ne kadar ciddi bir facia yaşandığını tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Yüzlerce deniz canlısının öldüğü, ekosistemin geri dönmesinin onlarca yıl alacağı bir felaket sonrası,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bir hafta sonra (19 Ocak 2017 tarihinde) yaptığı basın açıklamasında; “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzmit Körfezi’nde meydana gelen kirliliği temizlemek için çalışmalarına devam ediyor. Bakanlık, çevreye verdiği zarardan dolayı bir firmaya 2 milyon 100 bin TL idari yaptırım cezası uyguladı” diyor. Denize yaklaşık 90-100 ton civarında fueloil döküldüğü tahmin ettiklerini söyledikleri tesisin adını açıklama da ne yazık ki göremedik!<
BÜYÜKŞEHİR GÖRMEDİ Mİ?
CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu olarak soruyoruz: En başından beri yakın takipçisi olduğumuz çevre felaketini gerçekleştiren tesisin yetkilileri petrol sızıntısının kendi tesislerinden kaynaklandığını söyledikleri halde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı firmanın adını neden açıklamamıştır? Yüzlerce deniz canlısının ölümünün ve ekosistemin bozulmasının karşılığı 2 milyon 100 bin TL midir? Bu ceza başka felaketlere sebep olmamak için caydırıcı olacak mıdır, ekosistemi geri getirecek midir? Denize yaklaşık 90-100 ton civarında ciddi bir miktarda fueloil dökülürken bu firmanın yetkileri neredeydi? Bu felaketle ilgili yapılan temizleme çalışmalarının devlete maliyeti nedir, ne olacaktır? Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, denizi her gün uçak ile denetlediklerini zikretmelerine rağmen, 100 ton petrolün denize sızdığını nasıl görememişlerdir?
EN SON NE ZAMAN DENETLENDİ
Yine Bakanlığın basın açıklamasında “Uçak ile her gün denetleme yapıldığını söylemelerine rağmen neden olayın meydana geldiği 12.01.2017 den bahsetmek yerine, “18.01.2017 tarihi itibariyle uçaktan çekilen hava fotoğraflarında deniz yüzeyinde film tabakası şeklinde yağımsı kirlilik görülmekte, kıyılarda ise Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğümüzün personellerince denetimler devam etmekte olup, lokal kısmi kirlilik olduğu, bunlara da temizlik firmaları yönlendirilerek temizlik işlemleri devam etmektedir” denmektedir. Çalışma Bakanlığı bu firmanın denetimini en son ne zaman yapmıştır, bu felaketten sonra denetim yapmış mıdır?”

Kocaeli Üvey Evlat mı?



Havadan, karadan ve denizden kirletilmeye devam ediliyor!
Gün geçmiyor ki çevreyi kirleten bir haber almayalım. Dün yine ilimizde bir tesiste patlama oldu, ölen ve yaralananlar var. Bir tesisten ise kurum yağdı. Üstüne bir de denizdeki petrol sızıntısı…
Havayı, karayı kirlettiğimiz yetmiyor gibi, denizimizi ve içindeki canlıları da hızla yok ediyoruz!
İzmit Körfezi’nde, iki gündür çok büyük bir facia yaşanıyor. Körfez sahili boyunca nereden geldiği bilinmeyen petrol sızıntısına bulanmış deniz kuşlarının bir bölümü telef olmuş, onlarcası da ölümle pençeleşiyor. Denizin içinde yaşayan diğer canlıların durumundan, eko sistemden ise bihaberiz!
Sadece gözle görebildiğimiz;  deniz ve sahilin zift içinde olması…
Zifte bulaşmış kuşlar;  kanatları yapıştığı için uçamıyor, ayakları yapıştığı için yürüyemiyor, gagaları yapıştığı için beslenemiyor, debelendikçe keskin midye kabukları tüylerine yapışıyor. Kısacası ölüme terk edilmiş durumdalar!
CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu, CHP Körfez İlçe yönetimi, meclis üyeleri ve duyarlı vatandaşlarla gün boyu, sahile vurmuş deniz kuşlarını petrolden arındırmak için büyük çaba sarf ettik. Kendi olanaklarımızla zifte bulanan deniz kuşlarını kurtarmaya çalıştık.
Öncelikle veterinerleri, kimya mühendislerini arayarak, zifti temizleme yolunun kimyasallarla mümkün olduğunu ancak o kimyasalları canlı üzerinde kullanmanın sakıncalı olduğunu öğrendiğimiz için kuşların tüylerine yapışan midye kabuklarını, çer çöpleri teker teker çıkarttık, ziftleri pamuklarla, kağıt mendillerle silmeye çalışarak, yapışan kanatları açmaya çalıştık.
CHP Kocaeli Çevre ve Sağlık Komisyonu olarak soruyoruz:
Konu iki gündür basında yer aldığı halde bu insanlık dışı tablonun müsebbiplerini ortaya çıkartacak, petrol sızıntısından denizi arındırarak temizlenmesini sağlayacak, ölümle pençeleşen deniz canlıların kurtarılmasını sağlayacak yetkililer, yöneticiler nerede? Biz İl Çevre Müdürlüğünü aramadan önce nasıl bir çalışma yaptılar?
Bir zamanlar pırıl pırıl sularında halkın yüzdüğü, envaiçeşit balıkların çıktığı körfezimiz yeterince kirletilmedi mi? Bu facianın sorumluları kimlerdir? Bu katliama kimler sebep oldu?
Yöneticilerimiz uyuyor mu yoksa çok yoruldukları için bir yerlerde dinleniyorlar mı?    
CHP Çevre ve Sağlık Komisyonu olarak;  6 yıldır ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) toplantılarında "Kocaeli sanayiye doydu. Bırakın yeni tesis kurulmasını, kapasite artırımı yapılmasını, tek bir çivi bile çakılması sakıncalıdır!" diye bas bas bağırıyor, basın açıklamaları yapıyoruz. Ancak ilgili bakanlıktan alınan imza ile yeni tesisler ve kapasite artırımları gerçekleştirildiğini görüyoruz.
Kocaeli’de yaşayan bizler üvey evlat mıyız?
Bu sorularımıza kentimizi yöneten yetkililerden bir an önce açıklanmasını istiyor, bu tür çevre facialarının artık yaşanmaması için gerçek anlamda tedbir alınmasını istiyoruz!
Ölen ve yaralananlar, işin fıtratından denilip, bir sonraki patlamaya kadar unutulmasını,
Söz konusu tesise para cezası kesilip "görevimizi yaptık" denmesini,
 “Bir sonraki tehlike nereden gelecek, kaç kişiyi etkileyecek?” diye düşünerek, her an patlamaya hazır bombanın üzerinde yaşamaya devam etmek istemiyoruz.
Kentimizi yöneten zat-ı muhteremler; Yeter artık, sesimizi duyun!
Bu duruma dur demezseniz, bir zamanlar cennet kadar güzel kentimizin, rant uğruna havadan, karadan, denizden kirletilip, cehenneme çevrilmesine göz yumarsanız;  değil torunlarımız, çocuklarımız bizler bile nefes alamayacağız!
CHP Kocaeli Çevre ve Sağlık Komisyonu Adına,
Diş Hekimi Müzeyyen Topçu TAN


CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu'ndan Körfez'deki felakete açıklama

CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu'ndan Körfez'deki felakete açıklama

Tarih: 19-01-2017 21:34:37+ -


Dilovası İlçesinde faaliyet gösteren bir firmaya ait tanklardan, tanklar arası fuel oil aktarımı sırasında güvenlik havuzlarına yağın taştığı, buradan da önce yağmur suyu kanalına oradan da denize akmıştı. İzmit Körfezi'ne akan fuel oil burada bulunan kuş ve balıkların da toplu telef olmasına neden olmuş ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ise yaptığı incelemeler sonucu ismi açıklanmayan bir firmaya tek kalemde 2,1 milyon TL para cezası kesmişti.







Dilovası İlçesinde faaliyet gösteren bir firmaya ait tanklardan, tanklar arası fuel oil aktarımı sırasında güvenlik havuzlarına yağın taştığı, buradan da önce yağmur suyu kanalına oradan da denize akmıştı. İzmit Körfezi'ne akan fuel oil burada bulunan kuş ve balıkların da toplu telef olmasına neden olmuş ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ise yaptığı incelemeler sonucu ismi açıklanmayan bir firmaya tek kalemde 2,1 milyon TL para cezası kesmişti. 
Yaşanan tüm bu gelişmelerin ardından CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu adına Diş Hekimi Müzeyyen Topçu Tan kamuoyuna bir açıklamalarda bulundu.

İşte Tan'ın yaptığı o açıklama;
Geçen hafta Dilovası'nda yaşanan çevre felaketi sonrası denize sızan petrol, dalgalar ve akıntıyla Ramsar Sözleşmesi ile kuşların üreme bölgesi ilan edilen ve koruma altına alınan Hersek Lagünü'ne kadar ulaştığını, buradaki kuşlarında da petrol nedeniyle ölmeye başladığını öğrendik. Bir iddiaya göre de sızan petrolün İstanbul Adalar'a yaklaşmakta olduğu söyleniyor.
Soyu tükenmek üzere olan bazı kuş türlerinin de konaklama ve üreme alanı olan Hersek Lagünü'ne  kadar ulaşan petrol nedeniyle çok sayıda kuşun etkilendiği ve kuş ölümleri başladığını, Yalova Valiliğinin lagünde temizleme çalışmaları başlattığını öğrendik. Petrolden etkilenen deniz kuşlarının Yalova Belediyesi Veterinerlik İşleri Müdürlüğü'ne getirilip burada temizlenip tedavi edildiğini,  tedaviyi ise aslen veteriner olan Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman yaptığını basından takip ediyoruz.
Uzmanların "denizin eski haline geri dönmesi için en az 30 yıl gerekir" sözünden bölgemizde ne kadar ciddi bir facia yaşandığını tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Yüzlerce deniz canlısının öldüğü, ekosistemin geri dönmesinin onlarca yıl alacağı bir felaket sonrası,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bir hafta sonra (19 Ocak 2017 tarihinde) yaptığı basın açıklamasında;
"Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzmit Körfezi'nde meydana gelen kirliliği temizlemek için çalışmalarına devam ediyor. Bakanlık, çevreye verdiği zarardan dolayı bir firmaya 2 milyon 100 bin TL idari yaptırım cezası uyguladı" diyor. Denize yaklaşık 90-100 ton civarında fueloil döküldüğü tahmin ettiklerini söyledikleri tesisin adını açıklama da ne yazık ki göremedik!
CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu olarak soruyoruz:
En başından beri yakın takipçisi olduğumuz çevre felaketini gerçekleştiren tesisin yetkilileri petrol sızıntısının kendi tesislerinden kaynaklandığını söyledikleri halde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı firmanın   adını neden açıklamamıştır?
Yüzlerce deniz canlısının ölümünün ve ekosistemin bozulmasının karşılığı 2 milyon 100 bin TL midir?
Bu ceza başka felaketlere sebep olmamak için caydırıcı olacak mıdır, ekosistemi geri getirecek midir?
Denize yaklaşık 90-100 ton civarında ciddi bir miktarda fuel oil dökülürken bu firmanın yetkileri neredeydi?
Bu felaketle ilgili yapılan temizleme çalışmalarının devlete maliyeti nedir, ne olacaktır?
Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, denizi her gün uçak ile denetlediklerini zikretmelerine rağmen, 100  ton petrolün denize sızdığını nasıl görememişlerdir?
Yine Bakanlığın basın açıklamasında "Uçak ile her gün denetleme yapıldığını söylemelerine rağmen neden olayın meydana geldiği 12.01.2017 den bahsetmek yerine, "18.01.2017 tarihi itibariyle uçaktan çekilen hava fotoğraflarında deniz yüzeyinde film tabakası şeklinde yağımsı kirlilik görülmekte, kıyılarda ise Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğümüzün personellerince denetimler devam etmekte olup, lokal kısmi kirlilik olduğu, bunlara da temizlik firmaları yönlendirilerek temizlik işlemleri devam etmektedir" denmektedir.
Çalışma Bakanlığı bu firmanın denetimini en son ne zaman yapmıştır, bu felaketten sonra denetim yapmış mıdır?




Etiketler :

YORUMLAR

CHP Körfez’de Yerinde İnceledi

CHP Körfez'de yerinde inceledi

CHP Körfez’de Yerinde İnceledi


İzmit Körfezi’nin kirletilmesi ve skandal görüntülerin ortaya çıkması üzerine büyük tepkiler oluştu. İzmit Körfezi’nde ölen kuşlarla ortaya çıkan skandala CHP’den tepki geldi.
CHP1CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu yaşanan bu gelişmelere ilişkin bir açıklama yaptı.
İŞTE O AÇIKLAMA
Gün geçmiyor ki çevreyi kirleten bir haber almayalım. Dün yine ilimizde bir tesiste patlama oldu, ölen ve yaralananlar var. Bir tesisten ise kurum yağdı. Üstüne bir de denizdeki petrol sızıntısı…
Havayı, karayı kirlettiğimiz yetmiyor gibi, denizimizi ve içindeki canlıları da hızla yok ediyoruz!
CHPİzmit Körfezi’nde, iki gündür çok büyük bir facia yaşanıyor. Körfez sahili boyunca nereden geldiği bilinmeyen petrol sızıntısına bulanmış deniz kuşlarının bir bölümü telef olmuş, onlarcası da ölümle pençeleşiyor. Denizin içinde yaşayan diğer canlıların durumundan, eko sistemden ise bihaberiz!
Sadece gözle görebildiğimiz;  deniz ve sahilin zift içinde olması…
Zifte bulaşmış kuşlar;  kanatları yapıştığı için uçamıyor, ayakları yapıştığı için yürüyemiyor, gagaları yapıştığı için beslenemiyor, debelendikçe keskin midye CHP2kabukları tüylerine yapışıyor. Kısacası ölüme terk edilmiş durumdalar!
CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu, CHP Körfez İlçe yönetimi, meclis üyeleri ve duyarlı vatandaşlarla gün boyu, sahile vurmuş deniz kuşlarını petrolden arındırmak için büyük çaba sarf ettik. Kendi olanaklarımızla zifte bulanan deniz kuşlarını kurtarmaya çalıştık.
Öncelikle veterinerleri, kimya mühendislerini arayarak, zifti temizleme yolunun kimyasallarla mümkün olduğunu ancak o kimyasalları canlı üzerinde kullanmanın sakıncalı olduğunu öğrendiğimiz için kuşların tüylerine yapışan midye kabuklarını, çer çöpleri teker teker çıkarttık, ziftleri pamuklarla, kağıt mendillerle silmeye çalışarak, yapışan kanatları açmaya çalıştık.
CHP Kocaeli Çevre ve Sağlık Komisyonu olarak soruyoruz:
Konu iki gündür basında yer aldığı halde bu insanlık dışı tablonun müsebbiplerini ortaya çıkartacak, petrol sızıntısından denizi arındırarak temizlenmesini sağlayacak, ölümle pençeleşen deniz canlıların kurtarılmasını sağlayacak yetkililer, yöneticiler nerede? Biz İl Çevre Müdürlüğünü aramadan önce nasıl bir çalışma yaptılar?
Bir zamanlar pırıl pırıl sularında halkın yüzdüğü, envaiçeşit balıkların çıktığı körfezimiz yeterince kirletilmedi mi? Bu facianın sorumluları kimlerdir? Bu katliama kimler sebep oldu?
Yöneticilerimiz uyuyor mu yoksa çok yoruldukları için bir yerlerde dinleniyorlar mı?   
CHP Çevre ve Sağlık Komisyonu olarak;  6 yıldır ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) toplantılarında “Kocaeli sanayiye doydu. Bırakın yeni tesis kurulmasını, kapasite artırımı yapılmasını, tek bir çivi bile çakılması sakıncalıdır!” diye bas bas bağırıyor, basın açıklamaları yapıyoruz. Ancak ilgili bakanlıktan alınan imza ile yeni tesisler ve kapasite artırımları gerçekleştirildiğini görüyoruz.
Kocaeli’de yaşayan bizler üvey evlat mıyız?
Bu sorularımıza kentimizi yöneten yetkililerden bir an önce açıklanmasını istiyor, bu tür çevre facialarının artık yaşanmaması için gerçek anlamda tedbir alınmasını istiyoruz!
Ölen ve yaralananlar, işin fıtratından denilip, bir sonraki patlamaya kadar unutulmasını,
Söz konusu tesise para cezası kesilip “görevimizi yaptık” denmesini,
 “Bir sonraki tehlike nereden gelecek, kaç kişiyi etkileyecek?” diye düşünerek, her an patlamaya hazır bombanın üzerinde yaşamaya devam etmek istemiyoruz.
Kentimizi yöneten zat-ı muhteremler; Yeter artık, sesimizi duyun!
Bu duruma dur demezseniz, bir zamanlar cennet kadar güzel kentimizin, rant uğruna havadan, karadan, denizden kirletilip, cehenneme çevrilmesine göz yumarsanız;  değil torunlarımız, çocuklarımız, bizler bile nefes alamayacağız!
CHP Kocaeli Çevre ve Sağlık Komisyonu Adına,
Diş Hekimi Müzeyyen Topçu TAN