Blog Arşivi

GEZİ YAZILARIM

Hoşgeldiniz





Translate


“İzmit Mezbahası kaçak mı?”

“İzmit Mezbahası kaçak mı?” CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu ilginç bir iddiayı gündeme getirdi. CHP’liler İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan’a “İzmit Mezbahası kaçak mı?” diye sordular. 28 Ağustos 2017 Pazartesi 13:44

Kocaeli Barış Gazetesihttp://www.kocaelibarisgazetesi.com/guncel/izmit-mezbahasi-kacak-mi-h85270.html

Kocaeli Barış Gazetesi

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne ait Solaklar yolu üzerinde bulunan mezbaha uzun zamandır hizmet veriyor. İzmit’in çok önemli bir ihtiyacını karşılayan bu mezbaha özelikle Kurban bayramlarında vatandaşlar için çok büyük kolaylık sağlıyor. Bu mezbaha ile ilgili ilginç bir iddia gündem geldi. İddianın sahibi ise CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyon Başkanı Müzeyyen Topçu Tan… İzmit Mezbahasının kaçak olduğu hakkında iddialar var diyen Tan, “Konu ile ilgili Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin ilgili dairesine yapılan yazılı şikayetlere yanıt vermediği söyleniyor. Gelen şikayetler üzerine CHP Kocaeli Çevre ve Sağlık Komisyonu olarak İzmit Mezbahası konusundaki iddiaları araştırdık ve ilgili mercilere soruyoruz” diyerek cevaplanması için bazı sorular sordu. İşte o sorular; Bu mezbahanın ruhsatsız olduğu, işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının olmadığı doğru mudur? Eğer doğruysa ruhsatı olmayan bir yerde kesim yapılması yasal mıdır?  Bu mezbahayı hangi sağlık kuruluşu, nasıl denetliyor? Kesim işlemlerinin sağlıklı yapılıp yapılmadığını, kesim öncesi ve sonrası hijyen şartlarının gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini kim, hangi kurum ve kuruluşlar, nasıl düzenliyor? Mezbahanın resmi uygulamada adı ne olarak geçiyor? Burada çalışan işçiler nerede çalışıyor gösteriliyor, sigortaları nasıl ödeniyor? İş Sağlığı ve Güvenliği yasasına göre tehlike sınıfı nedir? Çalışanların sağlık muayeneleri nasıl yapılıyor? Hijyen eğitimi alıyorlar mı? Çalışma Bakanlığının ilgili Müdürlükleri bu konuda gerekli denetimleri yapıyorlar mı? Hayvan kestiren müstahsile verilen teşvik belgesi için 1 hafta 10 gün sonraya mı gün veriliyor?  Bu teşvik belgesi başka ildeki bir mezbahaya mı ait oluyor? Vatandaş usulsüzlüğe mi alet ediliyor? Bu belgeyi onaylayan Tarım İl Müdürlüğü, İzmit mezbahasında kesilmiş bir hayvan için İzmit mezbahasından başka bir mezbahadan gelen evrakla mı işlem yapıyor? Tarım İl Müdürlüğü bu mezbahayı denetliyor mu? Yoksa bu mezbahanın kaçak çalışmasına göz mü yumuyor? Maliye burada ruhsatsız ve kaçak çalıştırılan mezbaha için nasıl bir denetleme prosedürü uyguluyor? Kocaeli’deki diğer mezbahaların durumu nedir? Yukarıda sayılan şartlara uyuyorlar mı? Bugüne kadar Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Valiliği’ne, konu hakkında kaç şikayet ve bilgi isteme dilekçesi verildi? Bu dilekçelere cevap verildi mi? Bu konu çok geniş ve özellikle incelenmesi gereken bir konu… Halk sağlığını yakından ilgilendiriyor ve bir an önce çözümlenmelidir.Eğer mezbaha ruhsatsız ise ruhsatsız yerde herhangi bir iş yapılamaz! Devlet kurumları usulsüzlük yapmaz, yapamaz ve bu usulsüzlüğe vatandaşı ortak edemez! Cevap olarak bu mezbaha sizin zamanınızda yapılmıştı, İZAYDAŞ'ın etkileşim alanında derseniz, mezbahayı kapatıp uygun bir yere yenisini neden yapmadınız?  15 yıldır bu kenti siz yönetiyorsunuz bu sorunu neden çözmediniz?   HALKIN SAĞLIĞI İLE OYNANILARAK KENT YÖNETİLMEZ  "Devlet ve kent yönetimi böyle bahaneler arkasına saklanarak, halkın sağlığı ile oynayarak yönetilmez diyen Tan, “Konu toplum sağlığını yakından ilgilendirdiği için CHP Kocaeli Çevre ve Sağlık Komisyonu olarak Kocaeli Valiliğinin ilgili birimlerinden, Büyükşehir Belediyesi Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve İzmit Belediye Başkanı Dr. Nevzat Doğan’dan sorularımızı yanıtlamalarını bekliyor, iddialar hakkında kamuoyunun aydınlatılmasını talep ediyoruz “ ifadelerini kullandı. 

Kocaeli Barış Gazetesihttp://www.kocaelibarisgazetesi.com/guncel/izmit-mezbahasi-kacak-mi-h85270.html

Kocaeli Barış Gazetesi

Kocaeli Gazetesi

Kandıra'da çirkin görüntüler...

25.08.2017 12:34



CHP Kocaeli Çevre ve Sağlık Komisyonu Kandıra ilçesinden gelen şikayetler üzerine Kandıra’ya giderek, CHP Kandıra İlçe Başkanlığı ile birlikte incelemelerde bulundu
Konu ile ilgili açıklama yapan CHP Kocaeli Çevre ve Sağlık Komisyonu Başkanı Müzeyyen Topçu Tan, “İddialara göre ÇED planı olmadan, Kuzey Anadolu Otoyolu yapımı adı altında çok geniş bir orman alanı dozerlerle adeta taarruza geçilerek yok edilirken; İzmit’ten Karadeniz sahillerine kadar olan güzergah da çok geniş bir alan saldırı altında idi. Kandıra civarında kesilen ağaçlar endüstriyel plantasyon sahasında olduğu için fırsattan istifade edilerek acaba planın dışında çok daha geniş bir alan ve doğal bitki örtüsü de yok mu ediliyor? Burada amaç dinlenme tesisi vb. gibi ticari alanlar mı yaratmaktır?  “ dedi.

GÖREVE DAVET EDİYORUZ
Tan, “Hangi amaçla olduğunu bilemiyoruz ama eğer bu nedenle ağaç kıyımı yapılıyorsa, bu vahşi  katliamın bir an önce önüne geçilmesi için başta Kocaeli Valiliği olmak üzere ilgilileri göreve davet ediyoruz. CHP Kocaeli Çevre ve Sağlık Komisyonu olarak plantasyon alanının gerçek ölçüsünde kesim yapılıp yapılmadığının takipçisiyiz” ifadelerini kullandı.

TARIM ALANLARI YOK EDİLMEKTE
İkinci bir sorun,  Kandıra'nın bazı mahallelerinde uygulanacak 1/5000'lik ardından 1/1000'lik planlar doğrultusunda vatandaşın bağı bahçesi evi yok edilmekte ve insanlar bir anlamda yüzlerce yıllık köylerinden göç ettirilmek istenmektedir diyen Tan, “ Ayrıca tarım alanları parklara ve yollara dönüştürülerek yok edilmektedir. Sadece Kandıra’da değil iktidarın rantçı anlayışı doğrultusunda tüm ülkenin doğası ve doğal hayatı yok edilmektedir. Bir daha söylüyoruz, bu çok açık ve net bir saldırıdır. Ülkesini seven ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir Ülke bırakmak isteyen tüm yurtseverler bu yağmaya karşı çıkmalıdır. Vali ve kentin tüm yöneticilerini  sorumlu devlet anlayışı ile bir kez daha göreve davet ediyoruz” dedi.

SAHİLLER BAKIMSIZ
Kandıra İlçemizin bir diğer sorunu ise sahillerin bakımsızlığı diyerek açıklamasına devam eden Tan, “Belediye Başkanlarının, Bakanların öve öve bitiremedikleri Mavi Bayraklı  plajlarda, olmaması gereken çöp yığınlarına ve düzensizliklere şahit olduk. Sanki gözden çıkarılmış ve usulen göstermelik olarak hizmet götürülen ama buralarda kimsenin yaşamını sürdürmesini istemedikleri yerler olduğu hissini uyandırıyor. Çöpler zamanında toplanmıyor, birçok yerde çevre düzenlemesi yapılmamış, halkın sağlık sorunları ile ilgilenecek sağlık ocağı olmayan yerler var. Hatta yaz aylarında bu kadar yoğunlaşan nüfusa karşın acil durumlar için ambulans dahi tahsis edilmemiş. Mesire alanları ve bu plajların en büyük sorunları güvenlik, temizlik, sağlık gereksinimleri ve Belediyenin partizanca tutumu karşısında esnafın varlığını sürdüremeyecek duruma gelmesi. Yöre esnafı uygulamalar ve gördükleri baskıdan da ayrıca çok şikayetçi. Halk güvenlik önlemlerinin yetersizliğinden hatta yokluğundan dolayı oldukça sıkıntılı” dedi.

ÇİRKİN GÖRÜNTÜLER
Plaj ve mesire alanlarında olmaması gereken çirkin görüntüleri, Kocaeli ziyaretinde adeta bir cennet yarattıklarını ballandıra, ballandıra anlatan ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Karaosmanoğlu'na teşekkür eden Bakan Eroğlu görmemiş demek ki! diyen Tan, “ Kerpe- Seyrek arasındaki uzun zamandır yapımı devam eden yol ise zaman zaman yolun üzerindeki toprak yığınları ile ve adeta şarampol haline gelen düşük banketler nedeniyle çok büyük tehlikeler arz ediyor. Bu banketlere düşecek olan bir araçtan kurtulma şansı yoktur ve çok sayıda can kaybına neden olabilecek sonuçlar doğurabilir” diye konuştu.

YETKİLİLERİ UYARIYORUZ
Tan son olarak, “Bu yolda arıza yapan bir aracın girebileceği bir cep dahi bulunmadığı gibi kazaları önleyici uyarıcı  işaretlerini de göremedik. Bu şekliyle inşa edilen yol “yaptım oldu” mantığı ile halka sunulan göz boyama izlenimi vermektedir. CHP Kocaeli Çevre ve Sağlık Komisyonu olarak henüz önemli can ve mal kaybının olduğu bir kaza yaşanmamışken,  gerekli önlemleri almaları konusunda yetkilileri uyarıyoruz” ifadelerini kullandı.
cevre-ve-saglik-komisyon-baskani-muzeyyen-topcu-tan.jpg
cevre-ve-saglik-komisyon-baskani-muzeyyen-topcu-tan--kandira-ilce-baskani-gulay-eyisabuncular.jpg
cevre-ve-saglik-komisyonu.jpg
cop--(1).jpg
cop--(2).jpg
cop--(3).jpg

Kocaeli’nin Çevre Gönüllüsü Müzeyyen Topçu Tan : Doğal denge İnsan eliyle bozuluyor.!


Kocaeli’nin Çevre Gönüllüsü Müzeyyen Topçu Tan : Doğal denge İnsan eliyle bozuluyor.!
  • 22.07.2017
  • Kapalı
  • 43 kez okundu

Müzeyyen Topçu Tan : Doğal denge İnsan eliyle bozuluyor.!
IMG_5552
Kocaeli’nin de içinde olduğu büyükşehirlerimizde ne zaman yağmur yağsa, sel manzaraları ile karşı karşıya kalıyoruz. Normal bir doğa olayı olan yağmur artık, yaz aylarında bile milyonlarca liralık zarara neden olan bir afete dönüşüyor.
CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu adına Diş Hekimi Müzeyyen Topçu Tan yazılı bir açıklama yaptı. …
IMG_5548
IMG_5555
TAN:DOĞA İÇİN ADALET IMG_5554
İşte o açıklamanın içeriği: Birkaç gün önce İstanbul’un yağmurla imtihanını kâh gülerek kâh üzülerek izledik. Yağan yağmurla birlikte meydanları, ana ve ara yolları, metroları, alt geçitleri, evleri sel suları bastı. Ulaşım felç oldu. İnsanlar işyerine ulaşabilmek için yüzmek, boğulmamak için arabasının üzerine çıkarak yardım beklemek zorunda kaldı. Metrolar dere oldu. Tabir-i caizse “megakent”İstanbul “megagöl” oldu!
IMG_5558IMG_5553
Uzmanların açıklamasına göre yaz yağmurunun afete dönüşmesinin sebebi “Süper hücre” imiş Yani kuzeyden gelen serin hava ve deniz suyu yüksek sıcaklıkları birleşince ‘süper hücre’ denen yapılar oluşup, şiddetli yağmurlara neden oluyormuş. Uzmanlar dediyse, doğrudur ancak bilim insanları “Daha çok kıyı bölgelerimizde meydana gelen sel olayları, aşırı yağışlarla birlikte, doğal dengenin insan eliyle bozulmuş olduğu yerlerde etkili olmaktadır” diyor.
IMG_5551
Genellikle yağışsız geçen Temmuz ayında“afet” olacak kadar şiddetli yağmurun yağması ve sel felaketine yol açmasının nedeni rant için şehir planlaması yapılmadan; dere yatakları, taşkın sahaları, beton toprak dengesi gözetilmeden; koca koca binaların dikilmesi yüzünden olabilir mi? Ya da yol, köprü, HES için ormanların katledilmesi, ya da AVM, rezidans için şehirdeki ağaçların kesilmesi?
IMG_5557
Son yıllarda, Kocaeli’nin de içinde olduğu büyükşehirlerimizde ne zaman kuvvetli bir yağmur yağsa sel manzaraları ile karşı karşıya kalıyoruz. Normal bir doğa olayı olan yağmur artık, yaz aylarında bile milyonlarca liralık zarara neden olan bir afete dönüşüyor.
IMG_5556
Afetleri daha fazla yaşamamak için orman ve tarım alanlarının korunması, yağmurlama havzalarının betonlaşmadan uzak tutulması gerekmektedir. Sanayiye ve betonlaşmaya doyan bu bölgelerin artık sınırlarının zorlanmaması, zorlandığı takdirde can ve mal kayıplarının daha çok olacağı aşikârdır.
Son zamanlarda gündemde olan halkın ve geniş kesimlerin protestosu ile kesilmesi engellenen zeytin ağaçları yok edilirse, daha büyük felaketlerle karşılaşacağımızı, rant için doğayı katledenler unutmasın, bilimi ve aklı yok sayarak yapılan her proje yok olmaya mahkumdur! Daha büyük felaketlerle karşılaşılmaması, hatta can kayıpları yaşanmaması için ormanlarımızı ve bölgelerimizin geleneksel bitki dokularını korumak, doğaya sahip çıkmak zorundayız. Ancak böylelikle iklim değişikliğinin ve felaketlerin önüne geçebiliriz. Dolayısıyla yol kenarlarına 3-5 ağaç dikmek yerine doğanın dengesini korumak adına bölgenin kendi ekosisteminde bulunan bitki ve ağaç türlerinin ekilmesi ve mevcut alanların mutlaka korunması gerekmektedir. Aksi takdirde 2030-2035 yıllarında sıcaklığın 2 derece artacağı dikkate alınırsa, doğal afetleri daha şiddetli bir şekilde yaşadığımız çölleşen bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Gerçekkocaeli
Etiketler:  /  /  /  /  / 
Anasayfa
Arap kültüründen sonra iklimleriyle buluşuyoruz
  • Ana Sayfa » Kent
  • 21 Temmuz 2017 - 10:48:47
Arap kültüründen sonra iklimleriyle buluşuyoruz
    Önce küçük, küçük orman yangınları ile burunlarını soktukları Kuzey Anadolu ormanları, giderek yok edilirken sözüm ona proje manyağı olduk. Nedense bu projelerde çevre yok, insan yok, ağaç yok sadece betonlaşma ve yapılaşma var, doğa katliamı ve rant var. Öyle açgözlü bir iştahla saldırıyorlar ki memleketin güzelim doğasına kan ağlıyor toprak ana ve öyle […]





Önce küçük, küçük orman yangınları ile burunlarını soktukları Kuzey Anadolu ormanları, giderek yok edilirken sözüm ona proje manyağı olduk.
Nedense bu projelerde çevre yok, insan yok, ağaç yok sadece betonlaşma ve yapılaşma var, doğa katliamı ve rant var. Öyle açgözlü bir iştahla saldırıyorlar ki memleketin güzelim doğasına kan ağlıyor toprak ana ve öyle bir ağlıyor ki o gözyaşları sel oluyor, afet oluyor onu acımadan yok eden insanlığın başına.
Doğa yok edilirken birileri zenginliğinin üzerine zenginlik katarken değişen iklimle beraber felaketler geliyorum diyor. Halkı cahilleştirme ve Arap coğrafyasının kültürüne entegre etme çabalarının meyvesi olarak iklimde Araplaşıyor. Aynen oradaki kırk yılda bir yağan yağmur orman ve doğa emisyonu olmadığı için bir doğal afet halini alıyor.
Erdoğan’ın her türlü hava koşulunda kapanmayacak dediği Avrasya tünelinin su dolması nedeniyle ulaşıma tamamen kapanması, ne kadar öngörülü yöneticilerimiz olduğunu gösteriyor bize.
Bu yağma Havaalanı projesi ile, Kuzey Anadolu otoyolu projesi ile aşırı derecede hızlanmış, ülke geleceğini zerre kadar düşünmeyen yöneticiler tarafından çölde yaşayacak bir ulus olmaya doğru götürülüyoruz.

Konu ile ilgili CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu Başkanı Müzeyyen Topçu Tan, komisyon adına aşağıdaki açıklamayı yaparak kamuoyunu bilgilendirdi;




Rant İçin Doğayı Katledenler Unutmasın!
Birkaç gün önce İstanbul’un yağmurla imtihanını kâh gülerek kâhüzülerek izledik. Yağan yağmurla birlikte meydanları, ana ve ara yolları, metroları, alt geçitleri, evleri sel suları bastı.  Ulaşım felç oldu. İnsanlar işyerine ulaşabilmek için yüzmek, boğulmamak için arabasının üzerine çıkarak yardım beklemek zorunda kaldı. Metrolar dere oldu. Tabir-i caizse “megakent”İstanbul “megagöl” oldu!
Uzmanların açıklamasına göre yaz yağmurunun afete dönüşmesinin sebebi “Süper hücre” imiş Yani kuzeyden gelen serin hava ve deniz suyuyükseksıcaklıkları birleşince ‘süper hücre’ denen yapılar oluşup, şiddetli yağmurlara neden oluyormuş. Uzmanlar dediyse, doğrudur ancak bilim insanları “Daha çok kıyı bölgelerimizde meydana gelen sel olayları, aşırı yağışlarla birlikte, doğal dengenin insan eliyle bozulmuş olduğu yerlerde etkili olmaktadır” diyor. Genellikle yağışsız geçen Temmuz ayında“afet” olacak kadar şiddetli yağmurun yağması ve sel felaketine yol açmasının nedeni rant için şehir planlaması yapılmadan; dere yatakları, taşkın sahaları, beton toprak dengesi gözetilmeden; koca koca binaların dikilmesi yüzünden olabilir mi? Ya da yol, köprü, HES için ormanların katledilmesi, ya da AVM, rezidans için şehirdeki ağaçların kesilmesi?
Son yıllarda, Kocaeli’nin de içinde olduğu büyükşehirlerimizde ne zaman kuvvetli bir yağmur yağsa sel manzaraları ile karşı karşıya kalıyoruz. Normal bir doğa olayı olan yağmur artık, yaz aylarında bile milyonlarca liralık zarara neden olan bir afete dönüşüyor.
Afetleri daha fazla yaşamamak için orman ve tarım alanlarının korunması,  yağmurlama havzalarının betonlaşmadan uzak tutulması gerekmektedir. Sanayiye ve betonlaşmaya doyan bu bölgelerin artık sınırlarının zorlanmaması, zorlandığı takdirde can ve mal kayıplarının daha çok olacağı aşikârdır. Son zamanlarda gündemde olan halkın ve geniş kesimlerin protestosu ile kesilmesi engellenen zeytin ağaçları yok edilirse, daha büyük felaketlerle karşılaşacağımızı, rant için doğayı katledenler unutmasın, bilimi ve aklı yok sayarak yapılan her proje yok olmaya mahkumdur!Daha büyük felaketlerle karşılaşılmaması, hatta can kayıpları yaşanmaması için ormanlarımızı ve bölgelerimizin geleneksel bitki dokularını korumak, doğaya sahip çıkmak zorundayız. Ancak böylelikle iklim değişikliğinin ve felaketlerin önüne geçebiliriz. Dolayısıyla yol kenarlarına 3-5 ağaç dikmek yerine doğanın dengesini korumak adına bölgenin kendi ekosisteminde bulunan bitki ve ağaç türlerinin ekilmesi ve mevcut alanların mutlaka korunması gerekmektedir. Aksi takdirde 2030-2035 yıllarında sıcaklığın 2 derece artacağı dikkate alınırsa, doğal afetleri daha şiddetli bir şekilde yaşadığımız çölleşen bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız.Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu adına;
Diş Hekimi Müzeyyen Topçu TAN
Anasayfa
Arap kültüründen sonra iklimleriyle buluşuyoruz
  • Ana Sayfa » Kent
  • 21 Temmuz 2017 - 10:48:47
Arap kültüründen sonra iklimleriyle buluşuyoruz
    Önce küçük, küçük orman yangınları ile burunlarını soktukları Kuzey Anadolu ormanları, giderek yok edilirken sözüm ona proje manyağı olduk. Nedense bu projelerde çevre yok, insan yok, ağaç yok sadece betonlaşma ve yapılaşma var, doğa katliamı ve rant var. Öyle açgözlü bir iştahla saldırıyorlar ki memleketin güzelim doğasına kan ağlıyor toprak ana ve öyle […]





Önce küçük, küçük orman yangınları ile burunlarını soktukları Kuzey Anadolu ormanları, giderek yok edilirken sözüm ona proje manyağı olduk.
Nedense bu projelerde çevre yok, insan yok, ağaç yok sadece betonlaşma ve yapılaşma var, doğa katliamı ve rant var. Öyle açgözlü bir iştahla saldırıyorlar ki memleketin güzelim doğasına kan ağlıyor toprak ana ve öyle bir ağlıyor ki o gözyaşları sel oluyor, afet oluyor onu acımadan yok eden insanlığın başına.
Doğa yok edilirken birileri zenginliğinin üzerine zenginlik katarken değişen iklimle beraber felaketler geliyorum diyor. Halkı cahilleştirme ve Arap coğrafyasının kültürüne entegre etme çabalarının meyvesi olarak iklimde Araplaşıyor. Aynen oradaki kırk yılda bir yağan yağmur orman ve doğa emisyonu olmadığı için bir doğal afet halini alıyor.
Erdoğan’ın her türlü hava koşulunda kapanmayacak dediği Avrasya tünelinin su dolması nedeniyle ulaşıma tamamen kapanması, ne kadar öngörülü yöneticilerimiz olduğunu gösteriyor bize.
Bu yağma Havaalanı projesi ile, Kuzey Anadolu otoyolu projesi ile aşırı derecede hızlanmış, ülke geleceğini zerre kadar düşünmeyen yöneticiler tarafından çölde yaşayacak bir ulus olmaya doğru götürülüyoruz.

Konu ile ilgili CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu Başkanı Müzeyyen Topçu Tan, komisyon adına aşağıdaki açıklamayı yaparak kamuoyunu bilgilendirdi;




Rant İçin Doğayı Katledenler Unutmasın!
Birkaç gün önce İstanbul’un yağmurla imtihanını kâh gülerek kâhüzülerek izledik. Yağan yağmurla birlikte meydanları, ana ve ara yolları, metroları, alt geçitleri, evleri sel suları bastı.  Ulaşım felç oldu. İnsanlar işyerine ulaşabilmek için yüzmek, boğulmamak için arabasının üzerine çıkarak yardım beklemek zorunda kaldı. Metrolar dere oldu. Tabir-i caizse “megakent”İstanbul “megagöl” oldu!
Uzmanların açıklamasına göre yaz yağmurunun afete dönüşmesinin sebebi “Süper hücre” imiş Yani kuzeyden gelen serin hava ve deniz suyuyükseksıcaklıkları birleşince ‘süper hücre’ denen yapılar oluşup, şiddetli yağmurlara neden oluyormuş. Uzmanlar dediyse, doğrudur ancak bilim insanları “Daha çok kıyı bölgelerimizde meydana gelen sel olayları, aşırı yağışlarla birlikte, doğal dengenin insan eliyle bozulmuş olduğu yerlerde etkili olmaktadır” diyor. Genellikle yağışsız geçen Temmuz ayında“afet” olacak kadar şiddetli yağmurun yağması ve sel felaketine yol açmasının nedeni rant için şehir planlaması yapılmadan; dere yatakları, taşkın sahaları, beton toprak dengesi gözetilmeden; koca koca binaların dikilmesi yüzünden olabilir mi? Ya da yol, köprü, HES için ormanların katledilmesi, ya da AVM, rezidans için şehirdeki ağaçların kesilmesi?
Son yıllarda, Kocaeli’nin de içinde olduğu büyükşehirlerimizde ne zaman kuvvetli bir yağmur yağsa sel manzaraları ile karşı karşıya kalıyoruz. Normal bir doğa olayı olan yağmur artık, yaz aylarında bile milyonlarca liralık zarara neden olan bir afete dönüşüyor.
Afetleri daha fazla yaşamamak için orman ve tarım alanlarının korunması,  yağmurlama havzalarının betonlaşmadan uzak tutulması gerekmektedir. Sanayiye ve betonlaşmaya doyan bu bölgelerin artık sınırlarının zorlanmaması, zorlandığı takdirde can ve mal kayıplarının daha çok olacağı aşikârdır. Son zamanlarda gündemde olan halkın ve geniş kesimlerin protestosu ile kesilmesi engellenen zeytin ağaçları yok edilirse, daha büyük felaketlerle karşılaşacağımızı, rant için doğayı katledenler unutmasın, bilimi ve aklı yok sayarak yapılan her proje yok olmaya mahkumdur!Daha büyük felaketlerle karşılaşılmaması, hatta can kayıpları yaşanmaması için ormanlarımızı ve bölgelerimizin geleneksel bitki dokularını korumak, doğaya sahip çıkmak zorundayız. Ancak böylelikle iklim değişikliğinin ve felaketlerin önüne geçebiliriz. Dolayısıyla yol kenarlarına 3-5 ağaç dikmek yerine doğanın dengesini korumak adına bölgenin kendi ekosisteminde bulunan bitki ve ağaç türlerinin ekilmesi ve mevcut alanların mutlaka korunması gerekmektedir. Aksi takdirde 2030-2035 yıllarında sıcaklığın 2 derece artacağı dikkate alınırsa, doğal afetleri daha şiddetli bir şekilde yaşadığımız çölleşen bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız.Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu adına;
Diş Hekimi Müzeyyen Topçu TAN

Astakos HaberDoğayı katledenler unutmasın!

Doğayı katledenler unutmasın!
İstanbul’da yağan şiddetli yağmurlarla ilgili bir açıklama yapan CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu “Daha büyük felaketlerle karşılaşılmaması için bölgelerimizin geleneksel bitki dokularını korumak, doğaya sahip çıkmak zorundayız” uyarısı yaptı
 21 Temmuz 2017 Cuma 12:25 Siyaset
Geçtiğimiz günlerde özellikle İstanbul’da yağan şiddetli yağmurlarla ilgili bir açıklama yapan CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu, “Daha büyük felaketlerle karşılaşılmaması, hatta can kayıpları yaşanmaması için ormanlarımızı ve bölgelerimizin geleneksel bitki dokularını korumak, doğaya sahip çıkmak zorundayız” dedi. CHP İl Çevre ve Sağlık Komisyonu adına açıklamayı yapan Diş Hekimi Müzeyyen Topçu Tan şunları söyledi: ‘’Birkaç gün önce İstanbul’un yağmurla imtihanını kâh gülerek kâh üzülerek izledik. Yağan yağmurla birlikte meydanları, ana ve ara yolları, metroları, alt geçitleri, evleri sel suları bastı.  Ulaşım felç oldu. İnsanlar işyerine ulaşabilmek için yüzmek, boğulmamak için arabasının üzerine çıkarak yardım beklemek zorunda kaldı. Metrolar dere oldu. Tabir-i caizse “megakent” İstanbul “megagöl” oldu!
RANT İÇİN ŞEHİR PLANLAMASI
Uzmanların açıklamasına göre yaz yağmurunun afete dönüşmesinin sebebi “Süper hücre” imiş, yani kuzeyden gelen serin hava ve deniz suyu yüksek sıcaklıkları birleşince 'süper hücre' denen yapılar oluşup, şiddetli yağmurlara neden oluyormuş. Uzmanlar dediyse, doğrudur ancak bilim insanları ‘Daha çok kıyı bölgelerimizde meydana gelen sel olayları, aşırı yağışlarla birlikte, doğal dengenin insan eliyle bozulmuş olduğu yerlerde etkili olmaktadır’ diyor. Genellikle yağışsız geçen Temmuz ayında “afet” olacak kadar şiddetli yağmurun yağması ve sel felaketine yol açmasının nedeni rant için şehir planlaması yapılmadan; dere yatakları, taşkın sahaları, beton toprak dengesi gözetilmeden; koca koca binaların dikilmesi yüzünden olabilir mi? Ya da yol, köprü, HES için ormanların katledilmesi, ya da AVM, rezidans için şehirdeki ağaçların kesilmesi?”
BÜYÜK FELAKETLER
Son yıllarda, Kocaeli’nin de içinde olduğu büyükşehirlerimizde ne zaman kuvvetli bir yağmur yağsa sel manzaraları ile karşı karşıya kalıyoruz. Normal bir doğa olayı olan yağmur artık, yaz aylarında bile milyonlarca liralık zarara neden olan bir afete dönüşüyor. Afetleri daha fazla yaşamamak için orman ve tarım alanlarının korunması,  yağmurlama havzalarının betonlaşmadan uzak tutulması gerekmektedir. Sanayiye ve betonlaşmaya doyan bu bölgelerin artık sınırlarının zorlanmaması, zorlandığı takdirde can ve mal kayıplarının daha çok olacağı aşikârdır. Son zamanlarda gündemde olan halkın ve geniş kesimlerin protestosu ile kesilmesi engellenen zeytin ağaçları yok edilirse, daha büyük felaketlerle karşılaşacağımızı, rant için doğayı katledenler unutmasın, bilimi ve aklı yok sayarak yapılan her proje yok olmaya mahkumdur!
ÇÖLLEŞEN TÜRKİYE
Daha büyük felaketlerle karşılaşılmaması, hatta can kayıpları yaşanmaması için ormanlarımızı ve bölgelerimizin geleneksel bitki dokularını korumak, doğaya sahip çıkmak zorundayız. Ancak böylelikle iklim değişikliğinin ve felaketlerin önüne geçebiliriz. Dolayısıyla yol kenarlarına 3-5 ağaç dikmek yerine doğanın dengesini korumak adına bölgenin kendi ekosisteminde bulunan bitki ve ağaç türlerinin ekilmesi ve mevcut alanların mutlaka korunması gerekmektedir. Aksi takdirde 2030-2035 yıllarında sıcaklığın 2 derece artacağı dikkate alınırsa, doğal afetleri daha şiddetli bir şekilde yaşadığımız çölleşen bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.”
Kocaeli adalet yürüyüşünden hiç eksik olmadı.
  • Ana Sayfa » Kent
  • 30 Haziran 2017 - 11:53:37
Kocaeli adalet yürüyüşünden hiç eksik olmadı.
CHP’nin adalet yürüyüşü her geçen gün İzmite yaklaşırken katılım katlanarak artıyor. Bir çığ gibi büyüyen korteje aslen Hendekli olan  CHP’nin çeşitli kademelerinde görev yapmış ve halen İl Çevre ve sağlık komisyonunda başkanlık görevini başarıyla yürüten, Diş Hekimi Müzeyyen Topçu Tan’da eşiyle birlikte katıldı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu sabah Şehit emniyet müdürü Gaffar Okkan’ın mezarını ziyaret ettikten […]


CHP’nin adalet yürüyüşü her geçen gün İzmite yaklaşırken katılım katlanarak artıyor. Bir çığ gibi büyüyen korteje aslen Hendekli olan  CHP’nin çeşitli kademelerinde görev yapmış ve halen İl Çevre ve sağlık komisyonunda başkanlık görevini başarıyla yürüten, Diş Hekimi Müzeyyen Topçu Tan’da eşiyle birlikte katıldı.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu sabah Şehit emniyet müdürü Gaffar Okkan’ın mezarını ziyaret ettikten sonra başlayan yürüyüş mola yerine geldiğinde, yeni katılımların olduğunu söyleyen Müzeyyen hanım, doğduğum toprakların böyle onurlu bir yürüyüşe tanıklık etmesi beni gururlandırdı ve çok duygulandırdı.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun başlattığı adalet yürüyüşü çok kıymetlidir ve hepimiz ona sonsuz destek vermeliyiz. Ülkenin üzerine çöken karanlığı yırtmak için canı gönülden bir araya gelen bu insanlar, çağdaş, laik Cumhuriyetimize Türk halkı olarak sahip çıkacağımızı kanıtlıyor.


Haramilerin saltanatını yıkacağız, bekle bizi İstanbul diyerek yürüdü Müzeyyen hanım.
Bu topraklar verilen Kurtuluş savaşı i,le özgürleşti, kimliğini korudu kimseye yeniden kul köle olmayacağız. Bizim halkımızın karakterine aykırı o yüzden bu gün yıkmaya çalıştıkları Cumhuriyetin insanları asla teslim olmayacaklar karanlığa diyerek İzmir marşını söyledi insanlar hep bir ağızdan.



Eski CHP Körfez Kadın Kolları Başkanı Nursen Üstüncan Bulca’da bayrağını kapıp gelenler arasında. Cumhuriyete olan inancı ve sahip çıkma duygusuyla yollara düşen bu kadınlara teşekkür ediyorum.
Kocaeli hiç yalnız bırakmadı Kılıçdaroğlu’nu. Mutlaka her gün bireysel ve ilçelerle birlikte katılım oldu. Kimi zaman gruplar halinde, kimi zaman birer, ikişer ama Kocaeli her adımında var oldu adalet yürüyüşünün.


haberi yazarken aldığımız son habere göre Aydın milletvekili Hüseyin Yıldız kalp spazmı geçirdi ve hastaneye kaldırıldı. En içten dileklerimle Geçmiş olsun diyorum sevgili vekilim.

CHP’li vekil ‘Adalet Yürüyüşü’nde kalp spazmı geçirdi







‘Adalet Yürüyüşü’ne katılan CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız, kalp spazmı geçirdi. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Hüseyin Yıldız, burada tedavi altına alındı.
Hastane yetkilileri, Hüseyin Yıldız’ın kalp spazmı geçirdiğini, kontrol amacıyla 24 saat gözetim altında tutulacağını bildirdi.

Sinek küçüktür ama!


Yaşadığımız toplumda;  kendisi küçük olduğu halde,


verdiği zararların büyük olduğunu betimlemek için söylenen bir Atasözümüz vardır:


“Sinek küçüktür ama mide bulandırır.”


Kendisi küçük olduğu, akla hayale gelmeyen her türlü kokuşmuşluğun üzerine


konduğu ve sebep olduğu ya da olacağı muhtelif mikrobik mevzular için kullanılır…


***


İstesek de, İstemesek de, tanıdığımız bu tür insanlar var mı hayatımız da?


Varsa eğer, bu insanların hayatımızda olmasına kim izin veriyor?


***


Derdim;  tanıdığım ya da sizin tanıdığınız bu tür insanları anlatmak değil…


Bu yazıyı yazmaya çalışırken bile hala bu çağda, sinek ısırığına maruz kalmaya


 anlam verememek…


***

Hemen her yazımda belirttiğim gibi,  hesapta, Avrupa kentinde yaşıyoruz…


Hesapta, büyükşehiriz…


Ancak, yaz geldi ve karasinekler, sivrisinekler, fink atıyor…


“Bu konuyu daha önce de yazmıştım” demek hiç hoşuma gitmiyor ama


ne yazık ki tablo bu…


***


Eğer pencere ve kapılarınıza sineklik taktırmadıysanız,


karasinek ve sivrisinekten nasibinizi almamanız mümkün değil.


Gerçi sineklikleriniz varsa da; kapıdan bacadan bir yerden, bir şekilde giriyor bu meretler.


Belki de geçen yıl, evinizin bir yerin de yumurtalarını bırakacak bir ortam buldular


ve zamanı gelince, ortaya çıktılar…  


***


Bir zamanlar, sinekle mücadele etmek için akşamüstü, mazot püskürtülürdü...


İnsan sağlığına ve çevreye zararlı olduğu anlaşılınca, bundan vazgeçildi.


Buna sıcak savaş deniliyordu.


O zamanlar alternatif olarak sunulan “Soğuk savaş neydi peki?


Sivrisineğin ya da karasineğin, kökü kurutulamaz mıydı?


Bu sorunun yanıtını kentimizi yönetenlere bırakıyorum…



***


Yılardır sivrisineklerin dişilerinin ısırdığını;


bunun sebebinin beslenme ihtiyacı değil, dişilerin erkek sineklerden farklı olarak,


taşıdıkları yumurtaları olgunlaştırmak için kandaki proteinlere ihtiyaç duyduklarını,


Bunun sebebinin ise, türünün devamı için olduğunu;


Özellikle de belli kan gruplarını daha çok sevdiğini okumuşsunuzdur.


***


Yakınlarda, California Üniversitesi Böcek Bilimcileri tarafından yapılan bir çalışmaya göre;


Sivrisinekler özellikle “nonanal aldehit” isimli kokuya ilgi duyuyormuş.


İnsan derisindeki steroid ve kolestorele tepki veriyormuş.


Bu nedenle kilolu ve kalp hastası kişiler, sivrisineklerin hedefi haline geliyormuş…


Habere göre Sivrisineklerin en sevdiği diğer kurbanlar ise hamileler ve


sarışınlarmış…


“Acaba çakma sarışınlar da buna dahil mi?” diye aklımdan geçmedi değil…


Ve ne yazık ki kilolu olmak, her zaman her yerde olduğu gibi yine bir dezavantaj olarak karşımıza çıkıyor.


Sinek küçüktür ama…