Blog Arşivi

GEZİ YAZILARIM

Hoşgeldiniz





Translate

5 Kasım 2006 Değişim 41 Dergisi

Siyasete Kasım 2002 seçimlerinin hemen sonrasında başladım. Siyasetin dışında kalıp yorum yapmak yerine, içinde olup gereken somut çalışmaları yapmak, emek ve katkı vermek istedim. Cumhuriyetimizin kurucusu M. Kemal Atatürk kadınların toplumsal yaşam içinde olması gereken yerlerini almalarını, gelişmelerini ve ilerlemelerini sağlayacak düzenlemeleri birçok Avrupa hatta dünya uluslarından önce gerçekleştirmiştir. Cumhuriyet öncesi dönemde yüzyıllarca baskı altında ikinci sınıf vatandaş durumunda olan kadın 1924 ve 1925 yıllarında yapılan reformlarla çarşaf ve başörtüsü kullanma zorunluluğundan kurtuldu. Eğitim sisteminde, siyasi ortamda, miras hukukunda, erkeklerle eşit haklara sahip oldu. Bu kadar kolay elde edilmiş olmasından dolayı olsa gerek ne yazık ki bugün bazı kadınlarımız türbana özgürlük diye mitingler düzenliyor çağdışı kıyafetlerle dolaşıyorlar. Ülkemizde töreler yüzünden öldürülen kızlarımız var, istismar ve şiddete maruz kalan kadınlarımız, çocuklarımız var. Bunların haklarını savunmak yerine başörtüsü ile uğraşıyorlar. Bu zihniyeti anlamak çok zor. Ülkemin ulusal bütünlüğüne yönelik ciddi tehlikeler var. Emperyalist ülkeler tarafından Ilımlı İslam Cumhuriyeti diye bir model oluşturulmak isteniyor. Büyük Ortadoğu projesi adı altında Ortadoğu’nun haritası değiştirilerek ülkemizi bölmek ve parçalamak istiyorlar, ama biz hala kamusal alan da türban olmalı mı? Cumhuriyet resepsiyonuna seneye inşallah katılırız konuları ile uğraşıyoruz. Cumhuriyetimiz ve kazanımları elden gidiyor. İnsanlarımızın üzerine ölü toprağı serpilmiş. Cübbeliler ortalarda geziyor, irticai faaliyet yoktur deniyor. Türkiye'de 83 yıldır hiç bir başbakan haremlik selamlığı savunmamıştır. Kars'ta yapılan yapılan AKP kongresinde kadınlar ile erkeklerin arasına çekilmiş perde için başbakan -ne olmuş yani, bu demokrasinin gereğidir, özgürlüğün gereğidir diyebiliyor... Afganistan'da da her şey bir gecede oluverdi. Sovyet işgalinin ardından yeni bir din devleti modeli ilan edildi. Hükümet işbaşına gelir gelmez Afganlı kadınlara kesinlikle İslami kıyafetler giymelerini emretti.1960'lı yıllarda çağdaş giyinebilen kadınlar şu anda ayak parmağı göründü diye dövülerek öldürülüyor. Batılı giyinen kadınların üzerine asit atılıp sakat bırakılıyor. 27 yıl boyunca oy kullanan kadınlar bir gecede oy kullanma haklarını kaybettiler. Aynı şekilde Cezayir'deki şeriatçılar İslami kıyafetler giymezse öldürülüyor. Suudi Arabistan da kadınların nüfus cüzdanları bile yok. İsimleri babaları veya kocalarının kimliklerine yazılı. Biz böyle bir Cumhuriyet istemiyoruz. Eğitim sistemimiz içler acısı durumda. Milli Eğitim Bakanımız ''Çanakkale savaşında bal gibi de yenildik'' diyebiliyor. Gençlerimiz kitap okumak yerine, internette mafya oyunları oynayarak psikolojileri bozuluyor. Halkımız tele volelerle oyalanıyor. AKP'NİN SAĞLIK POLİTİKASI Hükümet her konuda olduğu gibi sağlık konusunda da çuvalladı. Genel Sağlık Sigortası ve Aile Hekimliği konularında yaptığı çalışmalarda istene performansı gerçekleştiremedi. Düzce ili pilot uygulamaya tabi tutuldu. Ama yapılan uygulamaların ne kadar yanlış olduğu anlaşıldı. İnsanlar kanunlar yürürlüğe konmadan yaşamadan kendileri için uygun mudur değil midir bilemiyorlar. Her aileye bir hekim vereceğim, sağlık sorununuzu kökten çözüyorum imajı veriliyor, ''herkes kendi hekimini kendi seçecek'' diyor ancak hekimleri kendi atıyor. Tedavi edici hekimlik dünyada en pahalı olan hizmettir. Bir hekim 24 saat hizmet veremez. Kavramları öyle hale getiriyorlar ki insanlar kabul kabul ediyor. Doğuda (örneğin) 4000 kişiyi toplayamazsan aile hekimi olarak atayamam diyor. 2.Basamak tedavide %50 cebinden ödemek zorundasın. Eğer paran yoksa aile hekimi prim vermeyen hastaya bakmam diyebilecek. Devlet primini ödeyeceğim diyor. 175 YTL kazanan prim ödeyecek, bununla verilen hizmet yeterli olmayacak. Bütçede toplam vergilerden pay ayırırsa belki sorun olmaz ama böyle yapmıyorlar. Çok önemli olan koruyucu sağlık hizmetlerine sağlık bütçesinin yalnızca binde sekizini ayırıyorlar. Bu durumda da salgın hastalıklar tekrar hortluyor. Kuş gribi gibi, Kırım Kongo ateşi (Kene) gibi Sağlık Bakanı ''keneden korunmak için paçalarınızı çorabınıza sokun diyerek '' adeta dalga geçiyor. Sağlık sistemi allak bullak edilmiş. Sosyal Devletin unsurlarından olan sağlık faktörü büyük sermayenin tekeline terk edilmekte ve gittikçe ticarileşmektedir. Dolayısı ile AKP iktidarı sağlık alanında halk karşıtı bir politika gütmektedir ve paran kadar sağlık hizmeti anlayışı yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı İMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, AB ve ABD gibi güçler ile uluslararası ilaç şirketlerinin dayattığı bir programdır. IMF’nin sağlık harcamalarınızı azaltın talimatı ile kanser ilacı dahil 150 kalem reçete kapsamından çıkarıyor. Sağlık Bakanlığı en önemli hizmetlerinden olan çevre sağlığı hizmetlerini tarım bakanlığına devrediyor. AKP hükümeti sadece sağlık alanında değil, tüm yaşam alanlarımızda ve değerlerimizde eğitimden tarıma, endüstriden iletişime, dış politikadan terörle mücadeleye yabancılara toprak satışından özelleştirmeye, mali politikalarından yolsuzlukla mücadeleye kadar her alanda ülke ve ulus çıkarları ve devrimlerimiz aleyhinde politikalar üretmeye ve topluma dayatmaya devam ediyor. Bu nedenle Türkiye'ye sahip çıkmanın yolu ilk seçimlerde ülkemizi AKP iktidarından kurtarmaktan geçmektedir. Önümüzdeki seçimler sıradan seçimler değil. Bu seçimlerde tarihi bir sonuç alınacaktır.